varmak
Bir yolculuğun sonucunda bir yere ulaşmak
"Passengers arrive at the airport early."Yolcular hava alanına erken varır.
New English File İleri Kelime Listesi listesindeki "Ders 3A" ile ilgili 38 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.
varmak
Bir yolculuğun sonucunda bir yere ulaşmak
"Passengers arrive at the airport early."Yolcular hava alanına erken varır.
ikna etmek
Bir kişiyi akıl yürütme veya başka yöntemlerle bir şey yapması için ikna etmek.
"She tried to persuade her friend."Arkadaşını ikna etmeye çalıştı.
ulaşmak
birini şahsen görmek ya da telefon, mesaj vb. yollarla temasa geçmek
"I am trying to get hold of my doctor."Doktoruma ulaşmaya çalışıyorum.
başını belaya sokmak
Genellikle kişinin eylemleri veya kararlarının bir sonucu olarak, sorunlu veya zor bir duruma dahil olmak.
"He got into trouble."Başını belaya soktu.
intikam almak
haksızlık yapan ya da zarar veren birine karşı misilleme yapmak
"He wants his own back."O, intikam almak istiyor.
kurtulmak
Bir kişi ya da nesneyi artık bulunmaması ya da dahil olmaması için bir kenara koymak ya da ortadan kaldırmak.
"I need to get rid of this old chair."Bu eski sandalyeden kurtulmam gerekiyor.
fırsat bulmak
bir şeyi yapma imkânına sahip olmak, uygun bir durum içinde olmak
"I never got the chance to say goodbye."Veda etme fırsatını hiç bulamadım.
şakayı anlamak
bir espri ya da komik durumun mizahını kavramak
"It took me a minute to get the joke."Şakayı anlamam bir dakikamı aldı.
yanlış anlamak
Bir şeyi doğru anlamamak veya yorumlamamak veya anlamamak.
"You got wrong end."Yanlış anladın.
tanıma sürecine girmek
birini ya da bir şeyi zaman geçirerek ve hakkında bilgi edinerek tanıma sürecine girmek
"I want to get to know my neighbors."Komşularımı tanıma sürecine girmek istiyorum.
gerçekçi olmak
artık gerçek dışı, akılsız ya da mantıksız olmamak
"You need to get real and find a job."Gerçekçi olmalı ve bir iş bulmalısın.
hayatını değiştir
daha heyecanlı ya da anlamlı şeyler yapması için birine uyarı niteliğinde söylenir
"Get a life now!"Hiç dışarı çıkmıyorsun — hayatını değiştir!
ilerlemek
zorluklar ya da engeller karşısında bir başarı ya da gelişme kaydetmek
"Study hard to get somewhere in life."Hayatta bir yere varmak için çok çalış.
sinir bozmak
sürekli aynı şeyi yaparak birini çok rahatsız etmek
"That loud music is getting on my nerves."O yüksek sesli müzik sinirlerimi bozuyor.
kendini toparlamak
daha iyi sonuç ve verimlilik için düzenli ve planlı bir hâle gelmek
"He needs to get his act together at work."İş yerinde kendini toparlaması gerekiyor.
ateş gibi tutuşmak
Bir durumun ya da etkinliğin büyük bir yoğunluk, hız ve başarıyla geliştiğini anlatmak için kullanılır.
"The two friends got on like a house on fire."İki arkadaş ateş gibi tutuştu.
hızlanmak / acele etmek
Geç kalmamak için bir işi daha çabuk yapmak.
"We need to get a move on, or we will be late."Hızlanmalıyız, yoksa geç kalırız.
mesajı almak
Bir davranışın ya da sözün ardındaki ima edilen anlamı kavramak.
"I told him to leave, and he finally got the message."Ona gitmesini söyledim, sonunda mesajı aldı.
kendi istediğini elde etmek
Zorluklara ya da başkalarının isteklerine rağmen istediğini yapmak ya da almak
"The child always gets his own way."Çocuk her zaman kendi istediğini elde eder.
iletmek / ulaşmak
Bir mesajı ya da fikri karşındakine, onun anlayıp kabul edeceği şekilde başarılı bir biçimde iletmek.
"I cannot get through to him."Ona ulaşamıyorum.
cezasız kalmak
yanlış davranışları için ceza almaktan kaçınmak
"He got away with it."O, hile yapmaktan asla cezasız kalmaz.
geçinmek
mevcut kaynak, bilgi, para vb. ile bir şeyi sürdürmek ya da yapmak
"She gets by on a small salary."Küçük bir maaşla geçiniyor.
almak
bir şeyi almak veya sahip olmak.
"I get a present."Bir hediye alırım.
olmak
bir şeye başlamak veya büyüyerek bir hale gelmek
"She wants to become a teacher."Öğretmen olmak istiyor.
elde etmek
Genellikle zorlukla bir şeyi edinmek.
"He managed to obtain a visa."Vize elde etmeyi başardı.
eş
uygun bir evlilik adayı
"He is a match."O bir eş.
gergin
bir şey hakkında endişeli ve kaygılı veya ondan biraz korkmuş
"She is nervous."O gergin.
orada
konuşmacının bulunmadığı bir yerde
"The store is there."Mağaza orada.
arkadaş
sevdiğimiz ve güvendiğimiz biri
"My best friend and I play football every weekend."En iyi arkadaşım ve her hafta sonu futbol oynarız.
kenara çekilmek
başkaları için sorun yaratmayacak bir pozisyonda, durumda veya yerde olmak
"Get out of the way."Kenara çekil.
toplanmak
bir araya gelmek, işbirliği yapmak veya sosyalleşmek amacıyla biriyle buluşmak
"Let's get together this weekend."Bu hafta sonu toplanalım.
atlatmak
Olumsuz ya da üzücü bir deneyimden, özellikle bir hastalıktan iyileşmek.
"She got over her fear of flying."Uçak korkusunu atlattı.
yaklaşmak (yaşa)
Belirli bir yaşa yaklaşmak, ona çok yakın olmak.
"It is getting on for midnight."Gece yarısına yaklaşıyor.
ikna etmek
Birini veya bir şeyi, genellikle sevdikleri şeyleri yaparak, istediklerine razı etmek.
"He got around the rules."Kuralların etrafından dolaştı.
geri kalmak
Bir şeyi beklenen veya gereken süre içinde başaramamak.
"We got behind."Geri kaldık.
indirmek
bir şeyi veya kişiyi daha az yüksek bir konuma getirmek
"Get down the box."Спусти коробку.
çıkmak
Bir odadan, binadan vb. bir yerden ayrılmak.
"They get out of the building safely."Binadan güvenle çıkarlar.
geri dönmek (iletişim)
Bir konuyu değerlendirmek veya araştırmak için zaman aldıktan sonra, birine yanıt veya cevap sağlamak için daha sonra tekrar ulaşmak.
"I will get back to you soon."Yakında sana geri döneceğim.
Bu listedeki 38 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla