Bir Eylem Gerçekleştirme (Aside & Before): İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Bir Eylem Gerçekleştirme (Aside & Before) konusundaki 12 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

12 kelime Together Against Apart Others Phrasal Verb'leri
lie before /lˈaɪ bɪfˈoːɹ/ fiil

karşında uzanmak

Gelecekte var olmak ya da gerçekleşmek.

"The future lies before you."Gelecek senin karşında uzanıyor.

brush aside /bɹˈʌʃ ɐsˈaɪd/ fiil

göz ardı etmek

Bir şeyi fazla düşünmeden ya da dikkate almadan geçmek.

"He brushed aside her objections."Onun itirazlarını göz ardı etti.

lay aside /lˈeɪ ɐsˈaɪd/ fiil

biriktirmek

Gelecek için para biriktirmek.

"Lay aside money for vacation."Tatil için para biriktir.

leave aside /lˈiːv ɐsˈaɪd/ fiil

bir kenara bırakmak

Başka bir konuya yönelmek için geçici olarak bir konuyu ertelemek.

"Leave aside that topic for now."Bu konuyu bir kenara bırak, şimdilik başka bir şeye bakalım.

stand aside /stˈænd ɐsˈaɪd/ fiil

kenara çekilmek

Belirli bir alanda ya da durumda geçici olarak müdahaleyi ya da kararı bırakmak.

"Stand aside and let them pass."Kenara çekilin ve onların geçmesine izin verin.

step aside /stˈɛp ɐsˈaɪd/ fiil

geriye çekilmek

Başkasının görevi üstlenebilmesi için isteyerek bir konumdan ayrılmak.

"Step aside for the ambulance."Ambulans için geriye çekilin.

sweep aside /swˈiːp ɐsˈaɪd/ fiil

görmezden gelmek

Bir şeyi görmezden gelmek, düşüncelerini veya performansını etkilemesine izin vermemek.

"Sweep aside all doubts."Tüm şüpheleri görmezden gel.

take aside /tˈeɪk ɐsˈaɪd/ fiil

bir kenara almak

Birini grup dışına çıkarıp özel bir konuşma yapmak.

"She took him aside quietly."Onu sessizce bir kenara aldı.

come before /kˈʌm bɪfˈoːɹ/ fiil

öncelikli olmak

başka bir kişi ya da şeyten daha yüksek öneme ya da önceliğe sahip olmak

"This issue comes before the committee."Bu konu komitenin öncelikli gündeminde yer alıyor.

go before /ɡˌoʊ bɪfˈoːɹ/ fiil

mahkemeye sunulmak

Bir kişi ya da otorite tarafından resmi olarak görüşülmek ya da hüküm verilmek üzere getirilmektir.

"The case goes before the judge tomorrow."Dava yarın hâkime sunulacak.

put aside /pˌʊt ɐsˈaɪd/ fiil

bir kenara koymak

bir duygu, anlaşmazlık ya da çekişmeyi unutmak, bir kenara bırakmak

"Let's put aside this."Farklılıklarınızı bir kenara koyun ve birlikte çalışın.

set aside /sˈɛt ɐsˈaɪd/ fiil

kenara ayırmak

belirli bir amaç için para, zaman vb. saklamak veya ayırmak

"Set aside money now."Emeklilik için para kenara ayırıyor.

Bu listedeki 12 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Together Against Apart Others Phrasal Verb'leri — Konular