dezavantaj olmak
olumsuz bir faktör ya da eksiklik olarak değerlendirilmek, bir kişinin ya da durumun başarısızlığına yol açabilecek
"His age counts against him."Yaşı ona dezavantaj oluyor.
Bir Eylem Gerçekleştirme (Against & Onto) konusundaki 10 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
dezavantaj olmak
olumsuz bir faktör ya da eksiklik olarak değerlendirilmek, bir kişinin ya da durumun başarısızlığına yol açabilecek
"His age counts against him."Yaşı ona dezavantaj oluyor.
rakip olmak
birine ya da bir şeye karşı yarışmak, ona karşı bir etki yaratmak
"He ran against the incumbent mayor."Mevcut belediye başkanına rakip oldu.
karşı tarafı tutmak
tartışmada bir kişiye ya da gruba karşı olmak, ters bir tutum sergilemek
"They sided against their old friend."Eski arkadaşlarına karşı tarafı tuttular.
hoşlanmamak
birine ya da bir şeye karşı beğenmemeye, antipati geliştirmeye başlamak
"I take against him."Komşuna neden hoşlanmıyorsun?
kavramak
Genellikle başlangıçtaki zorluktan sonra bir şeyi anlamak.
"Get onto the idea."Fikri kavra.
devam etmek
bir sonraki adıma ya da aşamaya geçmek
"Let's go onto the next topic."Sıradaki konuya geçelim.
açılmak
(alan, kapı, pencere vb.) başka bir alana doğrudan erişim ya da manzara sağlamak
"The door opens onto a balcony."Kapı bir balkona açılıyor.
karşı karşıya getirmek
Birini bir arkadaşına, akrabasına, müttefikine vb. karşı düşman veya muhalif hale getirmek.
"She set him against his friend."Onu arkadaşına karşı karşıya getirdi.
karşı çıkmak
Birine veya bir şeye karşı olmak veya direnmek.
"Do not go against your parents' wishes."Anne-babanın dileklerine karşı çıkma.
karşı dönmek
bir zamanlar desteklenen veya tercih edilen bir şeye veya bir kişiye karşı muhalefet veya düşmanlık geliştirmek
"He turned against them."Onlara karşı döndü.
Bu listedeki 10 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla