Temel Phrasal Verbs: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Temel Phrasal Verbs konusundaki 30 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

A2 30 kelime A2 Seviyesi İngilizce Kelimeler
deal with /ˈdiːl wɪð/ fiil

başa çıkmak, ilgilenmek

Belirli bir kişi veya şeyle ilgili gerekli önlemi almak.

"I will deal with it."Stresle nasıl başa çıkacağını biliyor.

go in /ɡoʊ ˈɪn/ fiil

içeri girmek

Bir yere, binaya veya mekâna girmek.

"They go in through the front door."Ön kapıdan içeri girerler.

get off /ɡɛt ˈɔf/ fiil

inmek

otobüs, tren, uçak vb. bir ulaşım aracından ayrılmak

"They will get off here."Yolcular istasyondan iner.

grow up /ɡroʊ ˈʌp/ fiil

büyümek

yavaş yavaş çocukluktan yetişkinliğe geçmek

"Children grow up in a small town."Çocuklar küçük bir kasabada büyür.

hurry up /ˈhɝi ˈʌp/ fiil

acele etmek

çok fazla zaman olmadığı için daha hızlı hareket etmek

"They hurry up to avoid being late."Geç kalmamak için acele ederler.

throw out /ˈθroʊ ˈaʊt/ fiil

atmak

artık gerekli olmayan bir şeyden kurtulmak

"People throw out the old trash."İnsanlar eski çöpleri atar.

get back /ɡɛt ˈbæk/ fiil

geri dönmek

bir yere, duruma veya koşula geri gelmek

"He gets back home before dark."Kararmadan önce eve geri döndü.

let in /ˈlɛt ˈɪn/ fiil

içeri almak

bir şeyin veya birinin bir yere girmesine izin vermek

"She lets in some fresh air."Biraz temiz hava içeri aldı.

try on /ˈtraɪ ˈɑn/ fiil

denemek

bir giysiyi bedene uyup uymadığını ve nasıl göründüğünü görmek için giymek

"Try on this jacket before buying."Almadan önce bu ceketi dene.

switch on /ˈswɪʧ ˈɑn/ fiil

açmak (çalıştırmak)

genellikle bir anahtarı çevirerek bir şeyi çalışmaya başlatmak

"He switches on the television please."Televizyonu açar mısın lütfen?

switch off /ˈswɪʧ ˈɔf/ fiil

kapatmak (durdurmak)

genellikle bir anahtarı çevirerek bir şeyin çalışmasını durdurmak

"She switches off the lights now."Şimdi ışıkları kapatıyor.

go out /ɡoʊ ˈaʊt/ fiil

dışarı çıkmak

Evden çıkıp belirli bir sosyal etkinliğe katılarak vakit geçirmek.

"They will go out tonight."Sık sık yürüyüşe çıkarız.

get in /ɡɛt ˈɪn/ fiil

binmek (araç)

Bir araca, örneğin araba veya taksiye fiziksel olarak girmek.

"Let's get in the car."Yolcular hızla arabaya biner.

get out /ɡɛt ˈaʊt/ fiil

çıkmak

Bir odadan, binadan vb. bir yerden ayrılmak.

"They get out of the building safely."Binadan güvenle çıkarlar.

turn up /ˈtɝn ˈʌp/ fiil

açmak (ses/ısı vb.)

Bir cihazdaki anahtarı çevirerek daha fazla ses, ısı vb. çıkarmak.

"She turns up the radio volume."Radyo sesini açar.

turn down /tərn daʊn/ fiil

sesini kısmak

Bir cihazdaki düğmeyi daha az ses, ısı vb. çıkarması için ayarlamak.

"Turn down the music."Müziğin sesini kıs.

go up /ɡoʊ ˈʌp/ fiil

yükselmek

Daha yüksek bir yere gitmek.

"We will go up now."İkinci kata çıkarlar.

go down /goʊ daʊn/ fiil

inmek

Daha alçak bir konuma hareket etmek.

"The elevator will go down."Asansör aşağı inecek.

get on /ɡɛt ˈɑn/ fiil

binmek (otobüs/uçak vb.)

Otobüs, gemi, uçak vb. taşıma aracına binmek.

"We will get on soon."İnsanlar şehir otobüsüne biner.

put down /pʊt ˈdaʊn/ fiil

bırakmak

taşıdığı bir şeyi yere koyarak taşımayı bırakmak

"He puts down his heavy bags."O, ağır çantalarını yere bırakır.

pick up /pɪk əp/ fiil

almak, kaldırmak

Bir şeyi veya birini alıp yukarı kaldırmak.

"Please pick up the pen."Lütfen kalemi al.

come in /kʌm ˈɪn/ fiil

içeri girmek

bir yere veya mekâna girmek

"Please come in now."Konuklar içeri girer ve oturur.

find out /faɪnd ˈaʊt/ fiil

öğrenmek

bir şey hakkında bilgi edinmek için aktif olarak çaba gösterdikten sonra bilgiye ulaşmak

"She finds out the truth now."O, şimdi gerçeği öğreniyor.

get up /ɡɛt ˈʌp/ fiil

ayağa kalkmak

ayağa kalkıp dikilmek

"Please get up now."O, her sabah erken ayağa kalkar.

calm down /ˈkɑm ˈdaʊn/ fiil

sakinleşmek

daha az öfkeli, üzüntülü veya endişeli olmak

"He calms down and takes a breath."O, sakinleşir ve bir nefes alır.

slow down /sloʊ ˈdaʊn/ fiil

yavaşlamak

daha düşük bir hız veya hareket oranıyla hareket etmek

"Slow down before the intersection."Kavşaktan önce yavaşlayın.

look around /lʊk əˈraʊnd/ fiil

etrafa bakınmak

çevreyi görmek için başını çevirmek

"Let's look around here."Turistler yeni evin etrafına bakınır.

turn around /ˈtɝn əˈraʊnd/ fiil

dönmek

başka bir yöne bakmak için pozisyonunu değiştirmek

"She turns around and faces me."Dönüp bana baktı.

look up /lʊk ˈʌp/ fiil

aramak (bilgi)

sözlük, bilgisayar vb. bir kaynakta bilgi bulmaya çalışmak

"Students look up a word online."Öğrenciler bir kelimeyi çevrimiçi arar.

wake up /weɪk əp/ fiil

uyandırmak

Bir kişinin veya hayvanın uyumayı bırakmasını sağlamak.

"Wake up the baby."Bebeği uyandır.

Bu listedeki 30 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

A2 Seviyesi İngilizce Kelimeler — Konular