İstihdam ve Meslekler: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

İstihdam ve Meslekler konusundaki 31 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

A2 31 kelime A2 Seviyesi İngilizce Kelimeler
fashion designer /fˈæʃən dɪzˈaɪnɚ/ isim

moda tasarımcısı

Şık kıyafetler tasarlayan kişi

"The fashion designer created a dress."Moda tasarımcısı bir elbise tasarladı.

farmer /ˈfɑɹmɝ/ isim

çiftçi

Çiftliği olan veya çiftliği yöneten kişi

"The farmer grows vegetables."Çiftçi sebzeler yetiştiriyor.

hairstylist /hˈɛɹstɪlˌɪst/ isim

kuaför

İnsanların saçını kesmek veya şekillendirmekle uğraşan kişi

"The hairstylist cut her hair."Kuaför onun saçını kesti.

scientist /ˈsaɪəntɪst/ isim

bilim insanı

İşi veya eğitimi bilimle ilgili olan kişi

"The scientist studied the samples."Bilim insanı örnekleri inceledi.

politician /ˌpɑɫəˈtɪʃən/ isim

siyasetçi

Hükümette veya yasa yapıcı bir kuruluşta çalışan kişi

"The politician gave a long speech."Siyasetçi uzun bir konuşma yaptı.

organization /ˌɔɹɡənəˈzeɪʃən/ isim

organizasyon

Bir işletme, departman vb. gibi belirli bir neden için birlikte çalışan bir grup insan.

"She joined a new organization."Yeni bir organizasyona katıldı.

salary /ˈsæɫɝi/ isim

maaş

Yaptığımız iş karşılığında, genellikle aylık olarak aldığımız para tutarı

"Her salary is good."Maaşı iyi.

raise /reɪz/ isim

zam

Yaptığımız işin normal ücretine eklenen para tutarı

"She got a raise."Zam aldı.

meeting /ˈmitɪŋ/ isim

toplantı

İnsanların bir konuyu konuşmak için yüz yüze veya çevrimiçi olarak bir araya geldiği etkinlik

"The meeting started at nine."Toplantı dokuzda başladı.

job interview /dʒˈɑːb ˈɪntɚvjˌuː/ isim

iş görüşmesi

Bir kişinin bir işe uygun olup olmadığına karar vermek için soru sorulan görüşme

"She prepared well for her job interview."İş görüşmesine iyi hazırlandı.

apprentice /əˈpɹɛntəs/, /əˈpɹɛntɪs/ isim

çırak

Becerilerini öğrenmek için belirli bir süre boyunca yetenekli bir kişiye çalışan, genellikle düşük gelir kazanan kimse

"The apprentice learned quickly."Çırak çabuk öğrendi.

part-time /ˈpɑɹtˈtaɪm/ sıfat

yarı zamanlı

yalnızca çalışma saatlerinin bir kısmı için yapılan

"I work part-time."Ben yarı zamanlı çalışıyorum.

retired /ɹiˈtaɪɝd/, /ɹiˈtaɪɹd/, /ɹɪˈtaɪɹd/ sıfat

emekli

artık çalışmayan, genellikle ileri yaş nedeniyle işten ayrılmış

"My grandfather is retired."Dedem emekli.

employee /ɛmˈpɫɔɪi/ isim

çalışan

Başkası için çalışması karşılığında ücret alan kişi

"Every employee gets paid vacation time."Her çalışan ücretli izin süresi alır.

pay /peɪ/ isim

ücret

birinin yaptığı iş karşılığında ödenen para

"My pay is low."Lütfen faturayı ödeyin.

resume /ɹˈɛzuːmˌeɪ/ isim

özgeçmiş

iş başvurusu yaparken gönderdiğimiz eğitim, beceri ve iş deneyimlerimizin kısa yazılı özeti

"She updated her resume."Özgeçmişini güncelledi.

soldier /ˈsoʊɫdʒɝ/ isim

asker

Özellikle subay olmayan, orduda görev yapan kişi

"The soldier stood at attention."Asker dikkatle durdu.

officer /ˈɑfɪsɚ/ isim

polis memuru

Polis teşkilatının bir üyesi

"The officer checked our documents."Polis memuru belgelerimizi kontrol etti.

head /hɛd/ isim

başkan

belirli bir organizasyon veya grup içinde liderlik veya yetki konumunda olan kişi

"She is the head of the team."Takımın başkanı o.

title /ˈtaɪtəl/ isim

ünvan

Bir kişinin konumunu veya statüsünü tanımlamak için kullanılan ad

"The title is very short."Ünvan çok kısa.

staff /ˈstæf/ isim

personel

Belirli bir şirket veya kuruluş için çalışan kişi grubu

"The staff were helpful."Personel yardımcıydı.

overtime /ˈoʊvɝˌtaɪm/ isim

fazla mesai

Bir kişinin işinde çalıştığı ek saatler

"He worked overtime yesterday."Dün fazla mesai çalıştı.

promotion /prəˈmoʊʃən/ isim

terfi

Birini daha yüksek bir rütbe veya konuma yükseltme eylemi

"She received a promotion."Terfi aldı.

recommendation /ˌɹɛkəmənˈdeɪʃən/ isim

tavsiye

Birinin veya bir şeyin bir iş veya amaç için uygun olduğuna dair öneri

"Her recommendation was helpful."Tavsiyesi yardımcı oldu.

break /breɪk/ isim

mola

Genellikle yaptığımız iş veya etkinlikten dinlenme

"We took a break."Mola verdik.

full-time /ˈfʊɫˌtaɪm/ sıfat

tam zamanlı

bir iş günü veya haftasında normal çalışma saatleri boyunca yapılan

"She has a full-time job."O tam zamanlı bir işe sahip.

hire /ˈhaɪɝ/, /ˈhaɪɹ/ fiil

işe almak

birinin bir iş yapması için para ödemek

"Companies hire new staff members soon."Şirketler yakında yeni personel alacak.

fire /faɪər/ fiil

kovmak

birini işinden, pozisyonundan vb. uzaklaştırmak, genellikle ceza olarak

"They will fire him."Onu kovacaklar.

earn /ˈɝn/ fiil

kazanmak

yaptığımız iş veya sunduğumuz hizmetler karşılığında para almak

"Workers earn money from hard work."İşçiler sıkı çalışarak para kazanır.

quit /kwɪt/ fiil

bırakmak

işini, okulunu vb. terk etmek

"She will quit school."Sağlığı için sigarayı bıraktı.

dancer /ˈdænsər/ isim

dansçı

mesleği dans etmek olan kişi

"She is a dancer."O bir dansçı.

Bu listedeki 31 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

A2 Seviyesi İngilizce Kelimeler — Konular