Ölüm: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Ölüm konusundaki 25 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

25 kelime Tehlike İle İlgili İngilizce Deyimler
to [bite] the dust /bˈaɪt ðə dˈʌst/ ifade

yerine düşmek, ölmek

Ölmek ya da varlığını yitirmek.

"The old car bit dust."Eski ağaç fırtınada yerine düştü.

to [kick] the bucket /kˈɪk ðə bˈʌkɪt/ ifade

can vermek

Ölmek, esprili bir şekilde kullanılır.

"My old car kicked the bucket."Eski arabam can verdi.

(as|) dead as a dodo /æz dˈɛd æz ɐ dˈoʊdoʊ/ ifade

dodo kadar ölü

Artık kesinlikle var olmayan, ölü ya da yok olmuş

"That species is dead as a dodo."O eski telefon tamamen ölü.

(as|) dead as a (doornail|herring) /æz ɔːɹ dˈɛd æz ɐ dˈoːɹneɪl ɔːɹ hˈɛɹɪŋ/ ifade

kapı çivisi kadar ölü

Kesinlikle ölü, hayatta olmayan

"The computer is dead as a doornail."Pil tamamen bitmiş.

(as|) dead as mutton /æz dˈɛd æz mˈʌʔn̩/ ifade

koyun eti kadar ölü

Kesinlikle artık hayatta olmayan, var olmayan

"That fashion trend is dead as mutton."O eski gelenek artık ölü.

to [buy] the farm /bˈaɪ ðə fˈɑːɹm/ ifade

toprağa karışmak

Hayatta olmayı bırakmak.

"The pilot almost bought the farm."Pilot neredeyse toprağa karışıyordu.

to [die] in harness /dˈaɪ ɪn hˈɑːɹnᵻs/ ifade

görev başında ölmek

Emekli olmadan, görevini yaparken ölmek

"He was a policeman who died in harness."O, görev başında ölen bir polis memuruydu.

to [give] up the ghost /ɡˈɪvˌʌp ðə ɡˈoʊst/ ifade

pes etmek

Başarı şansı çok az veya hiç olmayan bir faaliyete son vermek.

"The old engine gave up the ghost."Eski motor pes etti.

one foot in the grave /wˈʌn fˈʊt ɪnðə ɡɹˈeɪv/ ifade

bir ayağı mezarda

Yaşlılık ya da ölümcül hastalık nedeniyle ölümü yakın bir durumda olmak.

"My old car has one foot in the grave."Eski arabam bir ayağı mezarda.

to [lay] {sb} to rest /lˈeɪ ˌɛsbˈiː tə ɹˈɛst/ ifade

defnedip dinmek

Ölen birinin bedenini mezara ya da defin yerine koymak

"They laid their grandfather to rest on Monday."Büyükbabalarını pazartesi günü defnedip dinlediler.

to [meet] {one's} Maker /mˈiːt wˈʌnz mˈeɪkɚ/ ifade

yaratıcıyla buluşmak (esprili)

Ölmek, esprili bir anlatımla

"The old man met his Maker peacefully."Yaşlı adam Yaratıcıyla barış içinde buluştu.

to [put] {one's} affairs in order /pˌʊt wˈʌnz ɐfˈɛɹz ɪn ˈɔːɹdɚ/ ifade

işlerini halletmek

Ölmek üzereyken borçları, vasiyet gibi tamamlanmamış işleri düzenlemek

"He put his affairs in order before the surgery."Ameliyat öncesinde işlerini halletti.

get {one's} ticket punched /ɡɛt wˈʌnz tˈɪkɪt pˈʌntʃt/ kalıp

kaderini almak

hayatını kaybetmek

"The soldier got his ticket punched."Asker kaderini aldı.

to [be] done for /biː dˈʌn fɔːɹ/ ifade

tamamen mahvolmak

Kötü bir durumdan dolayı kesin olarak başarısız olmak.

"We are done for."Şimdilik tamamen mahvolduk.

at death's door /æt dˈɛθz dˈoːɹ/ ifade

ölümün eşiğinde

ölmek üzere olan birini tanımlamak için kullanılır

"After the long illness, he was at death's door."Uzun hastalığın ardından o ölümün eşiğindeydi.

to [live] on borrowed time /lˈaɪv ˌɑːn bˈɔːɹoʊd tˈaɪm/ ifade

ödünç zamanla yaşamak

ciddi bir hastalık, felaket vb. nedeniyle yakında ölecek gibi görünmek

"The patient lives on borrowed time."Hasta ödünç zamanla yaşıyor.

to [drop|fall|die] like flies /dɹˈɑːp fˈɔːl dˈaɪ lˈaɪk flˈaɪz/ ifade

sinek gibi ölmek

(çok sayıda insan ya da hayvanın) hızla ölmesi ya da hastalanması

"The bees are dying like flies."Arılar sinek gibi ölüyor.

to [cash] in {one's} chips /kˈæʃ ɪn wˈʌnz tʃˈɪps/ ifade

fişini çekmek

genellikle uzun bir yaşam veya mücadeleden sonra ölmek

"He cashed in chips."Fişini çekti.

to [pop] {one's} clogs /pˈɑːp wˈʌnz klˈɑːɡz/ ifade

topuklamak

Hayatta olmayı bırakmak.

"He popped his clogs."Topukladı.

to [be] pushing up (the|) daisies /biː pˈʊʃɪŋ ˌʌp ðə dˈeɪzɪz/ ifade

toprağı kazmak

Artık hayatta olmamak.

"That old tree is pushing daisies."O yaşlı ağaç toprağı kazıyor.

bite the dust /baɪt ðə dəst/ ifade

toz olmak

ölmek veya artık var olmamak

"The car bite dust."Araba toz oldu.

(as) dead as a dodo /(ɛz) dɛd ɛz ə ˈdoʊdoʊ/ ifade

nesli tükenmiş

artık hayatta olmayan veya var olmayan (bir kişi, hayvan veya bitki)

"It's dead as a dodo."Nesli tükendi.

(as) dead as mutton /(ɛz) dɛd ɛz ˈmətən/ ifade

kesinlikle ölü

şüphesiz artık hayatta olmayan veya var olmayan

"It is dead as mutton."Kesinlikle ölü.

give up the ghost /gɪv əp ðə goʊst/ ifade

ruhunu teslim etmek

yaşamayı bırakmak

"He gave up the ghost."Ruhunu teslim etti.

be done for /bi dən fər/ ifade

bitmiş olmak

her an ölümle yüzleşebileceği çok tehlikeli bir durumda olmak

"He is done for."Bitmiş.

Bu listedeki 25 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Tehlike İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular