Kulak: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Kulak konusundaki 23 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

23 kelime Vücut İle İlgili İngilizce Kelimeler
antihelix /ˌæntɪhˈiːlɪks/ isim

antiheliks

Dış kulak kıkırdağının, heliksle paralel olarak iç tarafta bulunan kıvrımlı çıkıntısı.

"The antihelix is an ear ridge."Antiheliks kulakta bir çıkıntıdır.

antitragus /ˌæntɪtɹˈædʒəs/ isim

antitragus

Tragusun karşısında, dış kulak iç tarafında bulunan küçük kıkırdak çıkıntısı.

"The antitragus sits above earlobe."Antitragus kulak memesinin üzerindedir.

tragus /ˈtreɪɡəs/ isim

tragus

Kulak kanalının önünde, girişini kısmen kapatan küçük üçgen şeklinde kıkırdak çıkıntısı.

"The tragus protects the ear canal."Tragus kulak kanalını korur.

ear canal /ˈɪɹ kənˈæl/ isim

kulak kanalı

Ses dalgalarının dış kulaktan timpanik membrana (kulak zarına) taşındığı geçit.

"The ear canal leads to eardrum."Kulak kanalı kulak zarına ulaşır.

lobule /lˈɑːbjuːl/ isim

lobül

Dış kulağın yumuşak, etli alt kısmı; genellikle kulak memesi olarak adlandırılır.

"The lobule is the soft earlobe."Lobül yumuşak bir kulak memesidir.

middle ear /mˈɪdəl ˈɪɹ/ isim

orta kulak

Kulak zarının arkasında, hava dolu bir boşluk; üç küçük kemik içerir.

"The middle ear contains three bones."Orta kulakta üç kemik bulunur.

malleus /mˈælɪəs/ isim

çekiç kemiği

Orta kulakta, kulak zarından iç kulağa ses titreşimlerini ileten çekiç şekilli küçük kemik.

"The malleus vibrates."Çekiç kemiği kulak zarına bağlanır.

eardrum /ˈɪɹdɹəm/ isim

kulak zarı

Orta kulakta bulunan, ses dalgalarıyla titreşen ince deri tabaka; diğer adıyla timpanik membran.

"The eardrum vibrates."Kulak zarı titreşir.

incus /ɪnkˈʌs/ isim

örs kemiği

Orta kulakta, kulak zarından iç kulağa ses titreşimlerini iletmeye yardımcı olan küçük kemik.

"The incus connects bones."Örs kemiği çekiç kemiği ile çekiç kemiği arasını bağlar.

stapes /stˈeɪps/ isim

üzengi kemiği

İnsan orta kulağında bulunan, ses titreşimlerini örs kemiğinden iç kulağa ileten küçük bir kemik.

"The stapes is tiny."Üzengi kemiği küçücüktür.

cochlea /ˈkɑkɫiə/ isim

koklea

(anatomi) iç kulakta, titreşimlere yanıt olarak sinir sinyalleri gönderen duyusal organları barındıran spiral bir boşluk

"Cochlea converts sound waves."Koklea kulakta bulunur.

earlobe /ˈɪɹloʊb/ isim

kulak memesi

Dış kulağın yumuşak, etli kısmı.

"She has pierced earlobes."Onun kulak memeleri delinmiş.

outer ear /ˈaʊɾɚɹ ˈɪɹ/ isim

dış kulak

Kulak kepçesi ve kulak kanalını içeren, dışarıdan görünen kulak bölümü.

"The outer ear collects sound."Dış kulak ses toplar.

inner ear /ˈɪnɚɹ ˈɪɹ/ isim

iç kulak

Kafatasının içinde yer alan, işitme ve dengeden sorumlu duyu organı.

"The inner ear controls balance hearing."İç kulak denge ve işitme kontrol eder.

vestibular duct /vɛstˈɪbjʊlɚ dˈʌkt/ isim

vestibüler kanal

İç kulaktaki, işitmede rol oynayan ve salyangoz kanalının üzerinde bulunan üç sıvı dolu kanaldan biri.

"The vestibular duct is important."Vestibüler kanal önemlidir.

tympanic duct /tɪmpˈænɪk dˈʌkt/ isim

timpanik kanal

İç kulakta, koklear kanalın altında yer alan ve işitte rol oynayan üç sıvı dolu kanaldan biri.

"The tympanic duct is fluid-filled."Timpanik kanal yuvarlak pencereye bağlanır.

Eustachian tube /juːstˈeɪʃən tˈuːb/ isim

eustachius tüpü

Orta kulağı boğazın arkasına bağlayan, hava basıncını dengelemeye yardımcı küçük geçit.

"The Eustachian tube equalizes ear pressure."Eustachius tüpü kulak basıncını dengeler.

semicircular canal /sˌɛmɪsˈɜːkjʊlɚ kənˈæl/ isim

yarım daire kanalı

İç kulakta, dönme hareketlerini algılayan ve dengenin korunmasına yardımcı olan sıvı dolu yapı.

"The semicircular canal maintains balance."Yarım daire kanalı dengeyi sağlar.

utricle /jˈuːtɹɪkəl/ isim

utrikül

İç kulakta, baş pozisyonundaki değişiklikleri ve doğrusal ivmelenmeyi algılayan küçük sıvı dolu kesecik.

"The utricle detects horizontal movement."Utrikül yatay hareketi algılar.

ampulla /ˈæmpʊlə/ isim

ampul

İç kulağın yarım daire kanallarındaki genişlemiş bölge.

"The ampulla detects movement."Ampul, denge duyusu hücrelerini içerir.

cochlear duct /kˈɑːtʃlɪɹ dˈʌkt/ isim

koklear duktus

İç kulakta ses duyusundan sorumlu, sıvı dolu kanal; içinde ses dalgalarını sinir sinyallerine dönüştüren Corti organı bulunur.

"The cochlear duct contains hearing organ."Koklear duktus, işitme organını barındırır.

saccule /ˈsækˌjuɫ/ isim

sakül

İç kulakta bulunan, doğrusal ivme ve baş konumundaki değişiklikleri algılayan küçük membranlı kese.

"The saccule detects vertical movement."Sakül, dikey hareketi algılar.

round window /ɹˈaʊnd wˈɪndoʊ/ isim

yuvarlak pencere

İç kulakta membranla kaplı bir açıklık.

"The round window releases pressure."Yuvarlak pencere basıncı serbest bırakır.

Bu listedeki 23 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Vücut İle İlgili İngilizce Kelimeler — Konular