Ders 3A · New English File Orta Kelime Listesi

New English File Orta Kelime Listesi listesindeki "Ders 3A" ile ilgili 26 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

26 kelime New English File Orta Kelime Listesi
lorry /ˈɫɔɹi/ isim

kamyon

yük veya malzeme taşımak için uzun mesafelerde kullanılan büyük, ağır motorlu taşıt

"The lorry delivers goods to the supermarket."Kamyon, markete mal teslim ediyor.

motorbike /ˈmoʊtɝˌbaɪk/ isim

motosiklet

İki tekerlekli, motorla çalışan hafif bir taşıt.

"He rides his motorbike on winding country roads."O, kıvrımlı kırsal yollarda motosikletini sürüyor.

motorway /mˈoʊɾɚwˌeɪ/ isim

otoyol

Kesişme ve karşı trafik olmayan, yüksek hızlı seyahat için tasarlanmış çok geniş yol

"The motorway is closed due to an accident."Otoyol bir kaza nedeniyle kapalı.

scooter /ˈskutɝ/ isim

scooter

Ayakların konulduğu bir taban ve genellikle küçük tekerlekleri olan hafif motorlu taşıt.

"He rides his scooter to work every day."Her gün işe scooter'ı ile gidiyor.

tram /træm/ isim

tramvay

Elektrikle çalışan ve sokak içinde raylar üzerinde hareket eden, yolcu taşıyan araç.

"Tram runs on tracks."Tramvay raylar üzerinde hareket eder.

van /væn/ isim

kamyonet

Arkada penceresi olmayan, kamyondan küçük, insan veya eşya taşımak için kullanılan büyük bir araç.

"The van is full of boxes."Kamyonet kutularla dolu.

seat belt /ˈsit ˌbɛlt/ isim

emniyet kemeri

Araç, uçak veya helikopterde yolcunun kazaya uğraması durumunda ciddi yaralanmayı önlemek için kendine bağladığı kemer

"Please fasten your seat belt."Lütfen emniyet kemerinizi bağlayın.

ferry /ˈfɛɹi/ isim

feribot

Genellikle su kütlesi üzerinde yolcu ve bazen araç taşıyan tekne ya da gemi

"The ferry carried cars across the bay."Feribot arabaları körfez boyunca taşıdı.

speed camera /spˈiːd kˈæmɹə/ isim

hız kamerası

Hız sınırını aşan araçları fotoğraflayan cihaz

"The speed camera flashes as the car passes too fast."Hız kamerası, aracı çok hızlı geçen fotoğrafını çeker.

zebra crossing /zˈiːbɹə kɹˈɔsɪŋ/ isim

zebra geçidi

Geniş beyaz çizgilerle işaretlenmiş, araçların durması ve yayaların güvenli geçişi için ayrılmış yol bölümü.

"The zebra crossing is clear."Zebra geçidi temiz.

rush hour /ɹˈʌʃ ˈaɪʊɹ/ isim

yoğun saat

İnsanların işe ya da eve gitmesi nedeniyle trafiğin en yoğun olduğu günün zamanı.

"Rush hour is stressful."Yoğun saat streslidir.

traffic jam /ˈtræfɪk ˌʤæm/ isim

trafik sıkışıklığı

Arka arkaya kuyruk oluşturmuş ve çok yavaş ilerleyen çok sayıda bisiklet, araba, otobüs vb.

"The traffic jam was awful."Trafik sıkışıklığı berbattı.

parking fine /pˈɑːɹkɪŋ fˈaɪn/ isim

trafik cezası

Araç parkının yasak olduğu bir yerde park ettiği için ödenmesi gereken para cezası

"I got a fine."O, trafik cezasını hemen ödedi.

cycle lane /sˈaɪkəl lˈeɪn/ isim

bisiklet yolu

Bisiklet sürücülerine özel olarak işaretlenmiş ve araç trafiğinden ayrılmış yol bölümü

"The cycle lane is marked with a white line."Bisiklet yolu beyaz bir çizgiyle işaretlenmiş.

traffic lights /tɹˈæfɪk lˈaɪts/ isim

trafik ışıkları

kırmızı, sarı ve yeşil renklerde olup yoldaki trafiği kontrol eden ışık seti

"The traffic lights changed from red to green."Trafik ışıkları kırmızıdan yeşile geçti.

speed limit /spˈiːd lˈɪmɪt/ isim

hız sınırı

Belirli bölgeler, yollar veya koşullar için bir aracın yasal olarak alabileceği en yüksek hız.

"The speed limit on this road is 55 miles per hour."Bu yoldaki hız sınırı saatte 55 mildir.

taxi station /tˈæksi stˈeɪʃən/ isim

taksi durağı

Taksilerin park ettiği ve birinin taksi çağırana kadar beklediği alan

"The taxi station is outside the arrivals hall."Taksi durağı varış salonunun dışındadır.

taxi rank /tˈæksi ɹˈæŋk/ isim

taksi durağı

Taksilerin yolcu almak için sıraya girdiği alan.

"The taxi rank is here."Taksi durağı burada.

road works /ɹˈoʊd wˈɜːks/ isim

yol çalışması

yolun inşa edilmesi veya onarılması için yapılan iş

"The road works slow down traffic for miles."Yol çalışması trafik akışını kilometrelerce yavaşlatıyor.

petrol zone /pˈɛtɹəl zˈoʊn/ isim

benzin istasyonu

İnsanların araçları için yakıt satın alabileceği bir yer.

"This is a petrol zone."Burası bir benzin istasyonu.

underground /ˈʌndɚˌɡraʊnd/ isim

metro

Genellikle büyük şehirlerde yer altında bulunan demiryolu sistemi

"The underground train arrives every five minutes."Metro treni her beş dakikada bir geliyor.

transport /ˈtrænspɔrt/ isim

ulaşım

trenler, arabalar vb. ile insanları veya malları bir yerden başka bir yere taşıma sistemi veya yöntemi

"This is public transport."Bu toplu ulaşımdır.

coach /koʊʧ/ isim

otobüs

uzun yolculuklar için kullanılan, rahat koltukları olan ve çok sayıda yolcu taşıyan bir otobüs

"The coach will arrive soon."Otobüs yakında gelecek.

car crash /kˈɑːɹ kɹˈæʃ/ isim

trafik kazası

Bir aracın başka bir araç ya da nesneyle çarpıştığı durum.

"The car crash blocks three lanes of traffic."Trafik kazası üç şeridi de tıkıyor.

run off /ɹˈʌn ˈɔf/ fiil

kaçırmak

Sahibi olmayan bir şeyi alarak bir yerden gitmek.

"The child runs off with toy."O, veda etmeden kaçırdı.

pick up /pɪk əp/ fiil

almak, kaldırmak

Bir şeyi veya birini alıp yukarı kaldırmak.

"Please pick up the pen."Lütfen kalemi al.

Bu listedeki 26 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

New English File Orta Kelime Listesi — Konular