şans
Kendi çabası ve eylemi dışında, tesadüfen gelen başarı ve iyi talih
"Good luck with your job interview!"İş görüşmen için bol şans!
New English File Orta Kelime Listesi listesindeki "Ders 9A" ile ilgili 23 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.
şans
Kendi çabası ve eylemi dışında, tesadüfen gelen başarı ve iyi talih
"Good luck with your job interview!"İş görüşmen için bol şans!
şanssız
kötü şansı olan veya kötü şans getiren
"I am unlucky today."Bugün şanssızım.
şans eseri
Olumlu bir sonucun ya da durumun tesadüfen gerçekleştiğini ifade etmek için kullanılır.
"Luckily, it didn't rain."Şans eseri anahtarlarımı buldum.
maalesef
Üzücü bir şekilde, talihsiz bir biçimde
"Unluckily it started to rain."Maalesef yağmur başladı.
şanslı
iyi talih ya da elverişli koşullar yaşayan
"We are fortunate."Biz şanslıyız.
talihsiz
Kötü şans nedeniyle olumsuz bir durum yaşayan
"It is unfortunate."Bu talihsiz bir durum.
şans eseri
Rastlantı sonucu olumlu veya elverişli bir şeyin meydana geldiğini veya meydana geldiğini ifade etmek için kullanılır.
"Fortunately nobody was hurt."Neyse ki kimse yaralanmadı.
maalesef
Üzüntü, hayal kırıklığı ya da üzücü bir durumu ifade etmek için kullanılır.
"Unfortunately I cannot come to the party."Maalesef partiye gelemeyeceğim.
rahatlık/huzur
Ağrı, endişe veya diğer hoş olmayan duygulardan uzak olma durumu
"The kind words brought her great comfort."Nazik sözleri ona büyük bir rahatlık verdi.
rahatsız bir şekilde
Fiziksel rahatsızlık ya da huzursuzluk yaratan bir biçimde.
"He shifted uncomfortably."O, rahatsız bir şekilde yerini değiştirdi.
sabırsız
Bir şeyi ya da birini beklerken sakin olamayan, genellikle sinirli ya da hayal kırıklığına uğramış hissetme
"He is impatient."O sabırsız bir insan.
sabırla
Sinirlenmeden, sakin ve hoşgörülü bir şekilde
"The teacher waited patiently for answers."Öğretmen cevapları sabırla bekledi.
sabırsızca
Bir şeyin çabuk gerçekleşmesini arzulayan ya da huzursuz bir şekilde bekleyen bir tutumla.
"He waited impatiently."O, sabırsızca bekledi.
dikkatsiz
Yaptığımız işe yeterince özen göstermeyen
"She is careless."O çok dikkatsiz.
dikkatlice
Detaylara ya da doğruluğa özen göstererek, titiz bir şekilde
"Drive carefully on the icy road."Buzlu yolda dikkatlice sür.
dikkatsizce
Yeterli özen ya da dikkat göstermeden bir şekilde
"He carelessly left his phone on the bus."Telefonunu otobüste dikkatsizce bıraktı.
şanslı
iyi şans getiren ya da iyi şans sahibi olan
"You are lucky."Şanslısın.
rahat
fiziksel olarak rahat ve ağrı, stres, korku vb. hissetmeyen
"The bed is comfortable."Yatak rahat.
rahatsız
bir durum veya koşul nedeniyle utanmış, endişeli veya huzursuz hissetmek
"I feel uncomfortable."Rahatsız hissediyorum.
rahat bir şekilde
fiziksel rahatlık ve gevşeme sağlayan, zorlanma ya da rahatsızlık içermeyen biçimde
"She lives comfortably in her new house."Yeni evinde rahat bir şekilde yaşıyor.
sabırlı
Zor ya da sıkıntılı durumlarda sinirlenmeden, sakin kalabilen.
"The teacher is patient."Öğretmen sabırlıdır.
önemsemek
bir şeyi veya birini önemli görmek ve onlara karşı endişe veya kaygı duymak
"I care about the environment."Çevreyi önemsiyorum.
dikkatli
bir şeyi yanlış yapmaktan, kendimize zarar vermekten veya bir şeyi hasardan korumak için yaptığımız şeye dikkat ve düşünce gösteren
"Be careful."Dikkatli ol.
Bu listedeki 23 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla