kale
Saldırılara karşı koruma sağlayan, genellikle kalın duvarları ve savunma yapıları bulunan büyük yapı; tarihî olarak kraliyet ailesi ya da yöneticiler tarafından kullanılır.
"The castle is large."Kale çok büyüktür.
New English File Temel Kelime Listesi listesindeki "Ders 10A" ile ilgili 24 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.
kale
Saldırılara karşı koruma sağlayan, genellikle kalın duvarları ve savunma yapıları bulunan büyük yapı; tarihî olarak kraliyet ailesi ya da yöneticiler tarafından kullanılır.
"The castle is large."Kale çok büyüktür.
eczane
ilaç, kozmetik ve temizlik ürünlerinin satıldığı yer
"He picks up his prescription at the chemist's."Reçetesini eczaneden alıyor.
eczane
İlaçların satıldığı dükkan.
"I went to the pharmacy."Eczaneye gittim.
büyük mağaza
Çeşitli türlerde mallar satan birkaç bölüme ayrılmış büyük bir mağaza.
"The department store has a restaurant on the top floor."Büyük mağazanın en üst katında bir restoran var.
hastane
hasta veya yaralı kişilerin tedavi ve bakım gördüğü büyük yapı
"The hospital is near the station."Hastane istasyona yakın.
karakol
yerel polisin çalıştığı bina
"The police station is nearby."Karakol yakın.
alışveriş merkezi
bir arada inşa edilmiş mağazalar alanı veya mağaza grubu
"The shopping center is huge."Alışveriş merkezi çok büyük.
süpermarket
gıda, içecek ve diğer eşyaların satıldığı büyük bir mağaza
"The supermarket opens early."Süpermarket erken açılıyor.
belediye binası
Şehrin ya da kasabanın yöneticilerinin çalıştığı bina
"The town hall was busy."Belediye binası yoğundu.
müze
önemli kültürel, sanatsal, tarihsel veya bilimsel esyaların korunduğu ve halka sergilendiği yer
"The museum has ancient statues."Müzede antik heykeller var.
hayvanat bahçesi
Birçok hayvan türünün sergilenme, üreme ve koruma amacıyla bulundurulduğu yer
"We saw the new baby elephant at the zoo."Hayvanat bahçesinde yeni doğan fili gördük.
yol
Araba, otobüs vb. araçların kullanması için yapılmış geniş patika
"The road is wet."Yol ıslak.
otobüs terminali
Birden çok otobüsün yolculuklarını başlattığı ve bitirdiği, özellikle şehirlerarası seyahatlerde kullanılan yer.
"The bus station has ticket windows and waiting areas."Otobüs terminalinde bilet gişeleri ve bekleme alanları bulunur.
otopark
araçların belli bir süre park edilebildiği alan
"The car park is full on weekends."Hafta sonları otopark dolu.
tren istasyonu
yolcuların ya da yüklerin trenlere binip inebildiği yer
"The railway station is crowded with commuters."Tren istasyonu yolcularla kalabalık.
köprü
İnsanların veya araçların bir taraftan diğerine geçmesini sağlayan, nehrin, yolun vb. üzerine inşa edilmiş bir yapı.
"The bridge is long."Köprü uzun.
galeri
sanat eserlerinin halka sergilendiği veya satıldığı yer
"Art gallery shows beautiful paintings."Sanat galerisi güzel tabloları sergiliyor.
park
çim ve ağaçları olan, insanların yürüyüş yapmak, oyun oynamak ve dinlenmek için girdiği büyük bir kamusal alan
"The park is peaceful."Park huzur verici.
meydan
İki veya daha fazla caddenin kesiştiği şehir veya kasabadaki açık alan.
"We met in the square."Meydanda buluştuk.
sokak
köy, kasaba veya şehirde araçların kullandığı, genellikle her iki tarafında bina, ev vb. bulunan yol
"The street is busy."Sokak kalabalık.
kilise
Hristiyanların ibadet ettiğini ve dinlerini uyguladıkları yapı
"They go to church every Sunday."Her Pazar kiliseye giderler.
pazar
İnsanların bakkaliye alıp sattığı halka açık yer.
"There's a fresh farmers' market every Sunday."Her Pazar taze çiftçi pazarı var.
tiyatro
Oyun ve gösterilerin sahnelenmek üzere bir sahneye sahip olduğu, genellikle bir bina olan yer
"We went to the theater to see a play."Bir oyun izlemek için tiyatroya gittik.
nehir
Karada denize, göle veya başka bir nehire doğru akan doğal ve sürekli su akışı
"The river flows into the sea."Nehir denize akar.
Bu listedeki 24 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla