ayrılmak
Bir yerden, özellikle bir yolculuğa veya seyahate çıkmak için hareket etmek.
"The train departs at seven o'clock."Tren saat yedi'de ayrılıyor.
Fiiller: Hareket listesindeki "Bir Şeyden Uzaklaşma Fiilleri" ile ilgili 33 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.
ayrılmak
Bir yerden, özellikle bir yolculuğa veya seyahate çıkmak için hareket etmek.
"The train departs at seven o'clock."Tren saat yedi'de ayrılıyor.
kaybolmak / uzaklaşmak
bir kişi ya da yerden uzaklaşmak
"The pain will go away soon."Ağrı yakında kaybolacak.
göç etmek
Yabancı bir ülkede yaşamak için kendi ülkesinden ayrılmak
"Many Europeans emigrated to America."Birçok Avrupalı Amerika'ya göç etti.
terk etmek, ayrılmak
aniden ayrılmak, özellikle memnuniyetsizlik göstermek için
"The workers walked out on strike."İşçiler greve gitti.
kaçmak
Hızlıca ayrılmak, genellikle birinden veya bir şeyden kaçmak veya kurtulmak için.
"The thief made off with the money."Hırsız parayla kaçtı.
kaçmak
Ani veya aceleyle ayrılmak, özellikle zor veya garip bir durumdan kaçınmak için.
"He absquatulates from party."Partiden kaçıyor.
çekip gitmek
Özellikle bir yerden kaçmak veya aceleyle ayrılmak için hızla hareket etmek
"Scram before the teacher catches you."Öğretmen seni yakalamadan çekil git.
çıkış
bir yerden dışarı çıkmak, ayrılmak
"People egress from building."Yolcular acil çıkışlardan çıkarlar.
çıkmak
Bir yerden, araçtan vb. ayrılmak.
"We exit the building now."Yolcular istasyonda trenden çıkarlar.
terk etmek
Daha önce ikamet edilen bir yeri boşaltmak ya da çıkmak.
"Vacate the room immediately."Odayı hemen terk edin.
taşınmak
Başka bir bölgeye yerleşmek.
"They moved away from the city."Şehirden taşındılar.
taşınmak
Yaşadığımız veya çalıştığımız yeri değiştirmek
"We move out next week."Gelecek hafta taşınacağız.
kaçmak
Tehlikeden veya bir yerden kaçmak.
"People flee from war zones."İnsanlar savaş bölgelerinden kaçar.
kaçmak
Bir yerden, durumdan ya da kişiden ani ve aceleyle uzaklaşmak, kaçmak.
"The boy ran away from home."Çocuk evden kaçtı.
kaçmak
sorun, sorumluluk ya da yakalanma riskinden kaçınmak amacıyla aceleyle uzaklaşmak
"The thieves scarper when police approach."Polis yaklaştığında hırsızlar kaçtı.
sıvışmak
sessizce ve fark edilmeden ayrılmak, kayıp gitmek
"The thief slipped away in darkness."Hırsız karanlıkta sıvışıp gitti.
kurtulmak
Biri ya da bir şeyin tutuşundan kaçmak, ayrılmak.
"He breaks away from the group."O, gruptan kurtulur.
kaçmak
Genellikle tutuklanmaktan veya kovuşturmaktan kaçınmak için gizlice bir yerden firar etmek
"The criminal absconded with the stolen funds."Suçlu çalınan fonlarla kaçtı.
aşmak
bir kişi ya da nesneden daha yüksek bir hızla hareket etmek
"The car can outrun us."Hiçbir araba bu motosikleti aşamaz.
kaçmak (evlenmek için)
Gizlice kaçıp partneriyle evlenmek.
"They will elope secretly."Genç çift bu gece gizlice kaçıyor.
gitmek
Bir yerden başka bir yere seyahat etmek veya hareket etmek
"Let's go to the cinema."Sinemaya gidelim.
ayrılmak
Bir yerden uzaklaşmak
"They leave the house."Çalışanlar saat beşte ofisten ayrılır.
çıkmak
Bir odadan, binadan vb. bir yerden ayrılmak.
"They get out of the building safely."Binadan güvenle çıkarlar.
geride bırakmak
Birini ya da bir şeyi yanına almadan bırakmak
"Leave behind your worries now."Endişelerini şimdi geride bırak.
kaçırmak
Sahibi olmayan bir şeyi alarak bir yerden gitmek.
"The child runs off with toy."O, veda etmeden kaçırdı.
devam etmek
belirli bir yerden ayrılmak veya orayı terk etmek
"You must move on."Devam etmelisin.
terk etmek
bir yeri terk etmek, özellikle kalmak zor veya tehlikeli olduğu için
"They will abandon the ship."Gemiyi terk edecekler.
terk etmek
bir yeri terk etmek, genellikle aniden veya geri dönme niyeti olmadan
"He will desert his post."Görev yerini terk edecek.
tahliye etmek
Tehlikeli bir durumdan güvenli olmak için bir yeri terk ettirmek
"Police evacuate the building due to fire."Polis yangın nedeniyle binayı tahliye etti.
kaçmak
Esaretten veya bir yerden kurtulmak.
"The prisoner tried to escape."Mahkûm kaçmaya çalıştı.
uçmak
Bir şeyden hızla uzaklaşmak, genellikle aciliyet hissiyle veya tehlikeye bir tepki olarak.
"Birds fly away fast."Kuşlar hızla uçar.
geri çekilmek
Önceki bir pozisyondan veya durumdan geri çekilmek veya geri çekilmek.
"The water will recede."Su geri çekilecektir.
geri çevirmek
belirli bir kişi ya da nesneyle yüzleşmemek için yönünü değiştirmek
"She turns away from him."Bouncer (giriş görevlisi) reşit olmayan misafirleri geri çevirir.
Bu listedeki 33 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla