Ünite 11 - 11A · Face2Face Temel Kelime Listesi

Face2Face Temel Kelime Listesi listesindeki "Ünite 11 - 11A" ile ilgili 26 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

26 kelime Face2Face Temel Kelime Listesi
job /dʒɑːb/ isim

para kazanmak için düzenli olarak yaptığımız çalışma

"He found a new job."Yeni bir iş buldu.

computer /kəmˈpjuːtɚ/ isim

bilgisayar

verileri depolayan ve işleyen elektronik bir cihaz.

"He spends all day working at his computer."Tüm gününü bilgisayarının başında çalışarak geçiriyor.

weekend /ˈwiːkˌɛnd/ isim

hafta sonu

Genellikle Cumartesi ve Pazar günlerinden oluşan, insanların işe veya okula gitmek zorunda olmadığı dönem

"We went to the beach at the weekend."Hafta sonu denize gittik.

chocolate cake /tʃˈɑːklət kˈeɪk/ isim

chocolate cake

Un, şeker, yumurta, kakao tozu ve diğer malzemelerle yapılan, dilimlenerek servis edilen tatlı bir pasta.

"Chocolate cake contains cocoa."Chocolate cake kakao içerir.

New Year's resolution /nˈuː jˈɪɹz ɹˌɛzəlˈuːʃən/ isim

yeni yıl kararı

Yılın başında kendini geliştirmek ya da bir hedefe ulaşmak için alınan kişisel söz ya da amaç.

"His New Year's resolution is to exercise more."Onun yeni yıl kararı daha çok egzersiz yapmak.

get /gɪt/ fiil

almak

bir şeyi almak veya sahip olmak.

"I get a present."Bir hediye alırım.

fit /fɪt/ sıfat

formda

özellikle düzenli fiziksel egzersiz veya dengeli beslenme sayesinde sağlıklı ve güçlü olan

"He tries to keep fit."Formda kalmaya çalışıyor.

get /gɪt/ fiil

olmak/getirmek

belirli bir koşulu, durumu veya eylemi deneyimlemek

"I get tired."Yoruluyorum.

work /wɝːk/ fiil

çalışmak

genellikle bir şirket veya kuruluş için bir iş veya görev yaparak para kazanmak

"She works at a bank."O bir bankada çalışıyor.

hard /hɑrd/ sıfat

zor

yapmak için çok beceri veya çaba gerektiren

"This puzzle is hard."Bu bulmaca zor.

less /lɛs/ zarf

daha az

Önceki duruma ya da başka bir şeye kıyasla daha küçük miktarda, ölçüde olmak.

"Eat less sugar for better health."Daha sağlıklı olmak için daha az şeker ye.

lose /luz/ fiil

kaybetmek

birinden veya bir şeyden mahrum kalmak veya sahip olmamak

"Do not lose your keys."Anahtarlarını kaybetme.

weight /weɪt/ isim

ağırlık

Bir şeyin veya birinin ölçülebilir ağır olma hali

"He lifted a heavy weight at the gym."Spor salonunda ağır bir ağırlık kaldırdı.

holiday /ˈhɑləˌdeɪ/ isim

tatil

Genellikle dinlenmek, eğlenmek ve kişinin keyif aldığı aktiviteleri yapmak için evden veya işten uzak bir zaman dilimi.

"We enjoy our holiday."Tatilimizin tadını çıkarıyoruz.

have /hæv/ fiil

yaşamak

bir şeyi yaşamak veya deneyimlemek

"We have a problem."Bir sorunumuz var.

fun /fʌn/ isim

eğlence

keyif veya zevk alma duygusu

"The game was fun."Oyun eğlenceliydi.

do /duː/ fiil

yapmak

Adı belirtilmeyen bir eylemi gerçekleştirmek

"Do the dishes now."Sınavda elinden gelenin en iyisini yap.

course /kɔrs/ isim

kurs

Belirli bir konuda verilen dersler veya konuşma dizisi

"I'm taking a photography course now."Şu an bir fotoğrafçılık kursuna gidiyorum.

exercise /ˈɛksɚˌsaɪz/ isim

egzersiz

zihin ve bedenimizin sağlıklı kalmasına yardımcı olan zihinsel veya fiziksel aktivite

"Exercise keeps you healthy."Eğzersiz sizi sağlıklı tutar.

stop /stɑp/ fiil

durmak

başka bir şey yapmak için belirli bir eylemi veya etkinliği kısa bir süre için sonlandırmak

"Please stop talking now."Lütfen şimdi konuşmayı bırakın.

smoking /ˈsmoʊkɪŋ/ isim

sigara içmek

Sigara, pipo vb. dumanını soluyup vermek eylemi ya da alışkanlığı.

"Smoking is prohibited in this restaurant."Bu restoranda sigara içmek yasaktır.

move /muv/ fiil

taşınmak

Konumunu veya bulunduğu yeri değiştirmek

"They move to a new apartment soon."Yakında yeni bir daireye taşınıyorlar.

country /ˈkʌntri/ isim

ülke

kendi hükümetine, resmi sınırlarına ve yasalarına sahip bir toprak parçası

"Our country is beautiful."Ülkemiz çok güzel.

house /haʊs/ isim

ev

insanların, özellikle bir aile olarak yaşadığı yapı

"They bought a new house."Yeni bir ev aldılar.

eat /iːt/ fiil

yemek

Yiyeceği ağza almak, çiğnemek ve yutmak

"Eat your vegetables for dinner."Akşam yemeği için sebzelerini ye.

sweet /swiːt/ sıfat

tatlı

şeker içeren ya da şeker gibi bir tat veren

"This candy is sweet."Şekerleme tatlıdır.

Bu listedeki 26 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Face2Face Temel Kelime Listesi — Konular