diş
Ağzımızda bulunan, sert ve beyaz, yiyecekleri çiğnemek ve ısırmak için kullandığımız yapı.
"He lost a tooth."O bir dişini kaybetti.
Face2Face Temel Kelime Listesi listesindeki "Ünite 1 - 1D" ile ilgili 23 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.
diş
Ağzımızda bulunan, sert ve beyaz, yiyecekleri çiğnemek ve ısırmak için kullandığımız yapı.
"He lost a tooth."O bir dişini kaybetti.
cüzdan
kağıt para, bozuk para, kredi kartı vb. eşyaları saklamak için kullanılan, cebe sığan, katlanabilir bir kılıf
"My wallet is in my bag."Cüzdanım çantamda.
mP3 çalar
ses ve MP3 dosyalarını dinlemek için kullanılan küçük cihaz
"My MP3 player is small."MP3 çalarım küçük.
cep telefonu
Kablolu olmayan, hücresel radyo sistemi üzerinden iletişim kurabilen ve her yerde taşınabilen telefon.
"Her mobile phone rings during the meeting."Toplantı sırasında cep telefonu çaldı.
şemsiye
bezeli, dairesel katlanabilir çerçeveye sahip bir nesne; yağmurdan veya güneşten korunmak için kullanılır
"The umbrella kept us dry."Şemsiye bizi kuru tuttu.
ayakkabı
Ayaklarımızı örtmek ve korumak için giydiğimiz, genellikle deri veya plastik gibi dayanıklı malzemelerden yapılan giyecek.
"Put on your shoe."Ayakkabını giy.
kamera
Fotoğraf çekmek, film veya televizyon programları yapmak için kullanılan cihaz veya ekipman parçası.
"The camera is on the table."Kamera masanın üzerinde.
bisiklet
İki tekerleği olan ve pedal çevirerek hareket eden taşıt.
"She rides her bike to work every day."Her gün işe bisikletiyle gider.
bisiklet
ayaklarımızla pedallarını iterek kullandığımız iki tekerlekli bir taşıt
"He rode his bicycle to school."Okula bisikletle gitti.
bavul
seyahat ederken kıyafet vb. eşyaları taşımak için tutacaklı taşıma çantası
"I packed a single suitcase for the weekend."Hafta sonu için tek bir bavul hazırladım.
dizüstü bilgisayar
Yanınızda taşıyabileceğiniz, dizlerinizin üzerine veya masaya koyarak kullanabileceğiniz küçük bilgisayar.
"She works on her laptop from a coffee shop."Bir kafede dizüstü bilgisayarından çalışıyor.
elbise
Kız ve kadınların giydiği, tek parça halinde yapılmış, bedeni bacaklara kadar kaplayan ancak her bacak için ayrı bölümü olmayan giysi.
"She wore a red dress."Kırmızı bir elbise giydi.
kimlik kartı
İsmi, doğum tarihi, fotoğrafı vb. bilgileri içeren ve kişinin kimliğini kanıtlayan resmi kart.
"The guard checks her ID card at the gate."Gözetmen, kapıda kimlik kartını kontrol etti.
takma diş
Eksik doğal dişlerin yerine konulan, genellikle estetik ya da fonksiyonel amaçla kullanılan yapay dişler.
"Grandpa takes out his false teeth at night."Dede geceleri takma dişlerini çıkarır.
kadın
Yetişkin bir kadın kişi.
"The woman in the red dress was my old teacher."Kırmızı elbiseli kadın eski öğretmenimdi.
kişi
tek bir insan
"That person helped me find my way home."O kişi eve dönmeme yardım etti.
günlük
kişisel deneyim, düşünce ya da duyguların düzenli, genellikle günlük olarak kaydedildiği defter ya da dergi
"Diary records daily personal events."Günlük günlük kişisel olayları kaydeder.
kol saati
bilezike takılan veya cepte taşınan küçük bir saat
"The watch is expensive."Kol saati pahalı.
çanta
özellikle seyahat ederken veya alışveriş yaparken eşya taşımak için kullanılan deri, kumaş, plastik veya kâğıttan yapılan taşıma aracı
"The bag is heavy."Çanta ağır.
palto
Uzun kollu, dışarıda ve diğer giysilerin üzerine giyilen, sıcak veya kuru kalmak için kullanılan giysi.
"Put on your coat."Paltonu giy.
radyo
Yayınlanan programları dinlemek için kullanılan bir cihaz.
"The radio is playing music."Radyo müzik çalıyor.
adam
erkek yetişkin bir insan
"A tall man walked into the room and smiled."Odaya uzun boylu bir adam gülümseyerek girdi.
çocuk
henüz ergenliğe veya yetişkinliğe ulaşmamış genç bir kişi.
"She is a happy child."O mutlu bir çocuk.
Bu listedeki 23 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla