kovalamak
Birini ya da bir şeyi agresif bir şekilde peşinden koşarak korkutmak ya da dışarı çıkarmak.
"Chase out the stray dog."Girişimleri hemen kovala.
Taşınma, Ayrılma veya Kaçma konusundaki 17 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
kovalamak
Birini ya da bir şeyi agresif bir şekilde peşinden koşarak korkutmak ya da dışarı çıkarmak.
"Chase out the stray dog."Girişimleri hemen kovala.
yola çıkmak
Bir yerden ayrılmak ya da belirli bir hedefe doğru yolculuğa başlamak
"We head out now."Şafakta yola çıkıyoruz.
taşınmak
Yaşadığımız veya çalıştığımız yeri değiştirmek
"We move out next week."Gelecek hafta taşınacağız.
hızla fırlatmak, çabuk çıkmak
Araçla aniden ve hızlı bir şekilde hareket etmek; genellikle tekerleklerin iz bırakarak çıkması.
"The car peeled out of the driveway."Araba garajdan hızla fırladı.
düşmek
Bir yerden ya da araçtan düzensiz ve hızlı bir şekilde dışarı çıkmak.
"The students pile out quickly."Çocuklar otobüsten düşüyor.
terk etmek
Beklenmedik bir şekilde birini ya da bir şeyi bırakmak, vazgeçmek.
"Do not run out on your friends."Arkadaşlarını terk etme.
göstererek uğurlamak
Birini çıkışa ya da kapıya kadar eşlik ederek yönlendirmek.
"Show out the guests politely."Misafirleri nazikçe göstererek uğurla.
öfkeyle çıkmak
Ani ve sinirli bir şekilde bir yerden ayrılmak.
"She storms out of the room angrily."Oda dışına öfkeyle çıktı.
terk etmek, ayrılmak
aniden ayrılmak, özellikle memnuniyetsizlik göstermek için
"The workers walked out on strike."İşçiler greve gitti.
çıkmak istemek
Belirli bir yerden ya da durumdan ayrılma arzusunda olmak.
"He wants out of the contract."Sözleşmeden çıkmak istiyor.
kefaletle serbest bırakmak
birini duruşmasına kadar gözaltından serbest bırakmak için mahkemeye para ödemek
"Bail out the suspect."Şüpheliyi kefaletle serbest bırak.
kaçmak
zorla tutulduğu bir yerden (örneğin bir hapishaneden) kurtulmak, firar etmek
"Prisoners plan to break out tonight."Mahkûmlar bu gece kaçmayı planlıyor.
çıkış yapmak
Oda anahtarını geri verip hesabı ödedikten sonra bir otelden ayrılmak
"Check out of the hotel before noon."Öğleden önce otelden çıkış yapın.
terk etmek
bir yeri veya durumu aniden veya hızla terk etmek, genellikle tehlike veya memnuniyetsizlik nedeniyle
"We must clear out."Terk etmeliyiz.
bırakmak
okul, üniversite veya yüksekokul eğitimini bitirmeden terk etmek
"Some students drop out of school early."Bazı öğrenciler okulu erken yaşta bırakır.
dışarı çıkmak
Evden çıkıp belirli bir sosyal etkinliğe katılarak vakit geçirmek.
"They will go out tonight."Sık sık yürüyüşe çıkarız.
sakin bir şekilde ayrılmak
bir yerden dikkat çekmeden sessizce ayrılmak
"He will slip out now."Şimdi sakin bir şekilde ayrılacak.
Bu listedeki 17 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla