kavramak
özellikle sınav öncesinde, bir konuyu derinlemesine çalışmak
"Swot up before the final exam."Final sınavından önce kavrama yap.
Diğerleri konusundaki 20 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
kavramak
özellikle sınav öncesinde, bir konuyu derinlemesine çalışmak
"Swot up before the final exam."Final sınavından önce kavrama yap.
içine düşmek
istemeden bir durumun parçası olmak
"She caught up in the argument."Tartışmanın içine düştü.
yapmak
bir etkinliğe dahil olmak, genellikle şaşırtıcı veya hoş olmayan bir şey
"What did you get up to?"Ne yaptın?
yönetmek
Bir grubu, ekibi veya organizasyonu yönetmek
"She heads up the marketing department."Pazarlama departmanını yönetiyor.
karışmamak
özellikle sorunlu ya da hoş olmayan bir duruma dahil olmamak
"Do not mix up in their quarrel."Onların tartışmasına karışma.
aydınlatmak
Renk ya da ışıkla bir şeyi parlak hâle getirmek.
"The candles light up the room."Mumlar odayı aydınlatıyor.
aydınlatmak
daha fazla ışık kaynağı ekleyerek veya daha açık renkler ve malzemeler kullanarak bir mekanı veya ortamı daha parlak ve daha az kasvetli hale getirmek.
"Lighten up the room."Odayı aydınlat.
eşleştirmek
(bilgi vb.) uyumlu, tutarlı hâle getirmek; doğruluğunu göstermek
"Match up the numbers now."Çamaşırdan çorapları eşleştir.
vurgulamak
bir şeyi daha önemli ya da dikkat çekici göstermek için ön plana çıkarmak
"He plays up his role in the project."Projedeki rolünü vurgular.
ölçütleri karşılamak, yeterli olmak
Kalite, performans veya başarı açısından belirlenen gereksinimleri veya beklentileri karşılamak veya aşmak.
"He did not measure up."Yeterli olamadı.
tıkamak
bir geçidi, sistemi ya da alanı engellemek, yavaşlatmak ya da tamamen durdurmak
"Grease clogs up the kitchen sink."Yağ, mutfak lavabosunu tıkıyor.
hazırlanmak
bir görev, etkinlik ya da zorluğa yönelik olarak birini ya da bir şeyi hazır hâle getirmek
"Gear up for the big game."Büyük maç için hazırlan.
konuya çalışmak
belirli bir konu hakkında kapsamlı bir şekilde okuyarak bilgi edinmek
"I need to read up on history."Tarihe çalışmam gerekiyor.
kısa sürede öğrenmek
özellikle bir sınav ya da önemli bir etkinlik öncesinde bir şeyi çabuk çalışmak
"Mug up the facts before exam."Sınavdan önce bilgileri kısa sürede öğren.
fark etmek
ilk bakışta belli olmayan bir şeyi algılamak
"Pick up on social cues easily."Sosyal ipuçlarını kolayca fark eder.
depolamak
daha sonra paylaşmak amacıyla bilgiyi ezberlemek.
"Store up the facts."Gerçekleri depola.
büyütmek
Bir çocuğu olgunluğa erişene kadar bakmak.
"They bring up kids."Çocukları büyütüyorlar.
toplamak, mantıklı olmak
mantıksal olarak tutarlı olmak
"It will add up."Mantıklı olacak.
yamamak
bir şeyi hızlı veya geçici olarak onarmak
"Patch up the hole."Deligi yamayın.
sarsmak
insanları ya da nesneleri beklenmedik ve agresif bir şekilde hareket ettirmek
"The news shakes up everyone."Haber herkesi sarsıyor.
Bu listedeki 20 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla