evini özleyen
evden uzakta olmanın getirdiği hüzün duygusu
"I feel homesick."Ev özlemi çekiyorum.
New English File Orta-Üstü Kelime Listesi listesindeki "Ders 5A" ile ilgili 33 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.
evini özleyen
evden uzakta olmanın getirdiği hüzün duygusu
"I feel homesick."Ev özlemi çekiyorum.
hayal kırıklığına uğramış
beklentileri ya da umutları karşılamadığı için memnun ya da mutlu olmamak
"I am disappointed."Ben hayal kırıklığına uğradım.
yalnız
tek başına ya da dostluk eksikliği nedeniyle mutsuz hissetmek
"I feel lonely."Kendimi yalnız hissediyorum.
bıkkın
bir durum ya da kişiden dolayı yorgun, sinirli ya da hayal kırıklığına uğramış hissetmek
"I am fed up with this noise."Bu gürültüden bıktım.
minnettar
alınan ya da yaşanan bir şey için takdir duymak ve bunu ifade etmek
"I am grateful."Ben minnettarım.
rahatlamış
zorlu bir durumun ardından endişe, stres ya da kaygıdan kurtulmuş hissetmek
"I feel relieved."Kendimi rahatlamış hissediyorum.
incinmiş
kaba ya da aşağılayıcı söz ya da davranışlar nedeniyle öfkeli, üzgün ya da kırgın hissetmek
"He is offended."O incinmiş.
şaşırmış
Özellikle beklenmedik bir olay nedeniyle çok şaşırmış veya etkilenmiş hissetmek.
"I was astonished."Şaşırmıştım.
şaşkın
kafası karışmış, kafası karışıklık içinde olan
"I am bewildered by the instructions."Talimatlar beni şaşkına çevirdi.
mutlu, sevinçli
Büyük bir zevk ya da neşe içinde olmak.
"I am delighted."Çok mutluyum.
yıkılmış
büyük bir şok ya da üzüntü yaşamak
"She is devastated."O yıkılmış.
dehşete kapılmış
çok korkmuş ya da şok olmuş olmak
"I am horrified."Ben dehşete kapılmış durumdayım.
bunalmış
bir anda çok sayıda görev ya da duygu nedeniyle stresli ya da ağır hissetmek
"She feels overwhelmed."O kendini bunalmış hissediyor.
şaşkın
O kadar şok ya da şaşkın ki normal şekilde hareket edemeyen.
"I am stunned."Şaşkınım.
heyecanlı
yoğun sevinç ya da coşku hissetmek
"I am thrilled."Ben heyecanlıyım.
korkmuş
korkmuş veya endişeli hisseden
"The child is scared."Çocuk korkmuş.
parçalanmış
hasar görmüş ve kırılmış ya da yok olmuş olmak
"He is shattered."O parçalanmış durumda.
şaşkına dönmüş
o kadar çok şaşırıp şok olmak ki konuşamaz hâle gelmek
"I am gobsmacked."Ben şaşkına dönmüş durumdayım.
üzgün
duygusal olarak kötü veya mutsuz olmak.
"The movie is sad."Film üzgün.
depresif
Çok mutsuz hissetme ve umutsuzluk duygusuyla karakterize bir ruh hâli.
"She feels depressed."O depresif hissediyor.
korkmuş
çok yoğun bir korku hissetmek
"She is terrified."O korkmuş.
son derece
çok büyük bir miktar ya da derecede
"The weather is extremely cold today."Hava bugün son derece soğuk.
yorgun
fiziksel ya da zihinsel olarak çok bitkin hissetmek, genellikle uykusuzluktan kaynaklanır
"He is exhausted."O çok yorgun.
sinirli
hoş olmayan bir şey yüzünden kızgın ya da rahatsız hissetmek
"I am irritated."Ben sinirliyim.
kederli
büyük bir üzüntü, şok ya da hayal kırıklığı yaşamak
"She was gutted."O kederliydi.
duygu
Mutluluk, suçluluk, üzüntü vb. gibi yaşanan duygusal bir durum veya his.
"The feeling was strange."Duygu garipti.
perişan
Kendini çok mutsuz veya rahatsız hissetmek.
"She feels miserable."Kendini perişan hissediyor.
gururlu
bir kişinin, mal varlığının, başarılarının vb. memnuniyetini duyan
"I am proud of you."Seninle gurur duyuyorum.
üzgün
olumsuz bir olay nedeniyle rahatsız ya da sıkıntılı hissetmek
"She is upset."O üzgün.
çaresiz
Korkmuş ve yardıma ihtiyacı olan bir kişi.
"The desperate needs help."Çaresiz yardıma muhtaç.
sert
Güçlü bir fiziksel veya kimyasal etki üretmek.
"The medicine had a stiff effect."İlacın sert bir etkisi oldu.
keyifsiz
geçici bir üzüntü durumu yaşamak
"She feels down."Keyifsiz hissediyor.
bıkmış
Bir kişiden, durumdan veya şeyden aşırı miktarda olduğu için bıkmış veya sinirlenmiş hissetmek.
"I am sick of this."Bundan bıktım.
Bu listedeki 33 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla