Ünite 8 - Bölüm 1 · Interchange Orta Altı Kelime Listesi

Interchange Orta Altı Kelime Listesi listesindeki "Ünite 8 - Bölüm 1" ile ilgili 42 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

42 kelime Interchange Orta Altı Kelime Listesi
activity /ækˈtɪvɪti/ isim

etkinlik

Bir kişinin belirli bir amaca ulaşmak için zaman harcadığı şey

"This activity is fun."Bu eğlenceli bir etkinlik.

clothing store /klˈoʊðɪŋ stˈoːɹ/ isim

giyim mağazası

gömlek, pantolon, elbise ve aksesuar gibi kıyafetlerin satıldığı dükkan

"The clothing store is having a sale."Giyim mağazasında indirim var.

grocery store /ɡɹˈoʊsɚɹi stˈoːɹ/ isim

bakkal

Gıda ve temel ev eşyalarının satıldığı dükkan.

"The grocery store is on the corner."Bakkal köşede.

laundromat /ˈɫɔndɹəˌmæt/ isim

çamaşırhane

Müşterilerin bozuk para karşılığında yıkama ve kurutma makinelerini kullanabildiği tesis.

"She washes clothes at the laundromat."Kıyafetlerini çamaşırhanede yıkıyor.

newsstand /ˈnuzˌstænd/ isim

gazete standı

sokak vb. bir yerde gazete, dergi ve bazen kitapların satıldığı tezgah ya da stand

"He bought a paper at the newsstand."Gazete standından bir gazete aldı.

stadium /ˈsteɪdiəm/ isim

stadyum

spor etkinliklerinin seyirciye sunulması için kullanılan çok büyük, çoğunlukla çapsız yapı

"The stadium is large."Stadyum büyüktür.

hotspot /ˈhɑtˌspɑt/ isim

hotspot

Kablosuz internet bağlantısının sağlandığı halka açık yer.

"I used the free hotspot."Ücretsiz hotspot kullandım.

coffee shop /ˈkɑːfi ˌʃɑːp/ isim

kafe

İnsanların kahve, çay vb. içebildiği ve genellikle hafif yemekler de yiyebildiği küçük bir restoran türü.

"We met at a coffee shop."Bir kafede buluştuk.

drugstore /ˈdɹəɡˌstɔɹ/ isim

eczane

İlaçların yanı sıra temizlik ürünleri gibi çeşitli tüketim mallarının satıldığı yer.

"Buy it at the drugstore."İlaçları eczaneden aldı.

gas station /ˈɡæs ˌsteɪʃən/ isim

benzin istasyonu

Arabalar, otobüsler, bisikletler vb. için yakıt satan bir yer.

"The gas station is open."Benzin istasyonu açık.

post office /ˈpoʊst ˈɒfɪs/ isim

postane

mektup, paket vb. gönderebileceğimiz ya da pul alabileceğimiz yer

"The post office is on the corner."Postane köşede.

next to /nɛkst tuː/ edat

yanında

Birine veya bir şeye çok yakın bir konumda

"Sit next to me."Eczane hastanenin yanında.

in front of /ɪn fɹˈʌnt ʌv/ edat

önünde

Bir şeyin ya da birinin ön kısmında, daha ileri bir konumda olmak.

"The car stopped in front of the house."Araba evin önünde durdu.

department store /dɪpˈɑːɹtmənt stˈoːɹ/ isim

büyük mağaza

Çeşitli türlerde mallar satan birkaç bölüme ayrılmış büyük bir mağaza.

"The department store has a restaurant on the top floor."Büyük mağazanın en üst katında bir restoran var.

gym /ʤɪm/ isim

spor salonu

İnsanların egzersiz yapmak veya spor yapmak için gittiği özel ekipmanların bulunduğu bir yer.

"He goes to gym three times weekly."Haftada üç kez spor salonuna gidiyor.

electronic /ɪˌlɛkˈtrɑnɪk/ sıfat

elektronik

(Bir cihaz için) Çip gibi çok küçük parçalara sahip ve elektrikten enerji alan.

"This is an electronic device."Bu bir elektronik cihazdır.

hotel /hoʊˈtɛl/ isim

otel

seyahat ederken para karşılığında kalıp yemek yediğiniz bina

"We booked a room in a five-star hotel."Beş yıldızlı bir otelde oda ayırttık.

Main Street /mˈeɪn stɹˈiːt/ isim

ana Cadde

Kasaba içinde birçok dükkan ve mağazanın bulunduğu en önemli cadde.

"Main Street is the primary commercial street in the town."Ana Cadde, kasabanın ana ticaret caddesidir.

suburb /ˈsʌbɝb/ isim

banliyö

şehrin dışındaki konut alanı

"Many families live in quiet suburb."Birçok aile sakin bir banliyöde yaşar.

district /ˈdɪstrɪkt/ isim

ilçe

İdari amaçlarla kullanılan, belirli resmi sınırları olan bir şehir veya ülkenin alanı.

"This district is busy."Bu ilçe işlek.

automated teller machine /ˌɔːɾəmˈæɾɪk tˈɛlɚ məʃˈiːn/ isim

bankamatik

müşterilerin para çekme, yatırma, havale gibi finansal işlemleri gerçekleştirmesine olanak sağlayan makine.

"The automated teller machine is broken."Bankamatik arızalı.

neighborhood /ˈneɪbərˌhʊd/ isim

mahalle

bir kişinin, yerin veya şeyin etrafındaki alan

"I like this neighborhood."Bu mahalleyi seviyorum.

place /pleɪs/ isim

yer

birinin veya bir şeyin bulunduğu veya bulunması gereken alan

"This is a beautiful place for a picnic."Bu piknik için güzel bir yer.

hair /hɛr/ isim

saç

başımızda büyüyen ince, iplik benzeri şeyler

"She has long hair."Uzun saçı var.

salon /səˈɫɑn/ isim

kuaför salonu

Saç kesimi, makyaj ve diğer kozmetik hizmetlerin profesyonel olarak verildiği yer.

"The salon offers haircuts and coloring services."Kuaför salonu saç kesimi ve renklendirme hizmetleri sunuyor.

haircut /ˈhɛrˌkʌt/ isim

saç kesimi

Birinin saçlarının kesildiği belirli bir şekil veya tarz

"He needs a haircut."Saç kesimi yapması gerekiyor.

fashion /ˈfæʃən/ isim

moda

Belirli bir zaman ve yerde popüler olan giyim, aksesuar, makyaj ve diğer öğelerin stilleri ve trendleri.

"This is new fashion."Bu yeni moda.

library /ˈlaɪˌbrəri/ isim

kütüphane

kitapların ve bazen gazetelerin, filmlerin, müziklerin vb. koleksiyonlarının insanların okuması veya ödünç alması için tutulduğu yer

"The library is quiet."Kütüphane sessiz.

move in /ˈmuv ˈɪn/ fiil

yerleşmek

Yeni bir eve taşınmaya veya yeni bir ofiste çalışmaya başlamak.

"They plan to move in together next month."Gelecek ay birlikte yerleşmeyi planlıyorlar.

across /əˈkrɔs/ edat

karşısında

belirli bir alanın veya konumun karşı tarafında

"They walked across the street."Caddenin karşısında yürüdüler.

in /ɪn/ edat

-de/-da

Bir şeyin bir alanın veya mekanın içinde var olduğunu veya gerçekleştiğini göstermek için kullanılır

"She lives in London."O, Londra'da yaşıyor.

on /ɑːn/ , /ɒn/ edat

üzerinde

Bir yüzeyle temas halinde ve onun tarafından desteklenen

"The book is on the table."Kitap masanın üzerinde.

near /nɪr/ sıfat

yakın

bir yerden uzakta olmayan, mesafesi az olan

"The store is near."Mağaza yakın.

close /kloʊz/ sıfat

yakın

Mesafe olarak yakın.

"We are close."Yakınız.

opposite /ˈɑpəzət/, /ˈɑpzət/ edat

karşısında

bir yerin diğer tarafında, genellikle karşılıklı konumda bulunma durumu

"The bank is opposite the post office."Banka postanenin karşısında.

back /bæk/ zarf

geri

arkamızdaki yönde veya yöne doğru

"Please come back soon."Lütfen yakında geri gel.

behind /bɪˈhaɪnd/ zarf

arkasında

bir şeyin arka, uzak ya da geri tarafında

"The cat is hiding behind the sofa."Kedi, kanepenin arkasında saklanıyor.

between /bɪˈtwiːn/ edat

arasında

İki şeyi, yeri veya kişiyi ayıran boşlukta, içinde veya o boşluğa doğru

"The bank is between the cafe and the shop."Banka, kafe ile dükkânın arasında.

corner /ˈkɔɹnɝ/ isim

köşe

İki kenarın, tarafın ya da çizginin buluştuğu nokta ya da bölge

"Turn the corner."Köşeyi dön.

some /sʌm/ belirtici

bazı

belirli olmayan bir miktar veya sayıdaki bir şeyi ifade etmek için kullanılır

"I have some money."Biraz param var.

any /ˈɛni/ belirtici

herhangi bir

bir gruptan hangi bireyin veya miktarın seçildiğine veya atıfta bulunulduğuna önem verilmediğini belirtmek için kullanılır

"Do you have any questions?"Herhangi bir sorunuz var mı?

downtown /ˈdaʊnˌtaʊn/ isim

şehir merkezi

bir şehrin veya kasabanın merkezinde bulunan ana ticaret bölgesi

"We went downtown."Şehir merkezine gittik.

Bu listedeki 42 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Interchange Orta Altı Kelime Listesi — Konular