çocuk bakıcısı
Ebeveynlerin yokluğunda çocuklara bakan kişi
"The babysitter arrived early."Çocuk bakıcısı erken geldi.
Interchange Orta Altı Kelime Listesi listesindeki "Ünite 2 - Bölüm 1" ile ilgili 38 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.
çocuk bakıcısı
Ebeveynlerin yokluğunda çocuklara bakan kişi
"The babysitter arrived early."Çocuk bakıcısı erken geldi.
yarı zamanlı
yalnızca çalışma saatlerinin bir kısmı için yapılan
"I work part-time."Ben yarı zamanlı çalışıyorum.
iş
para kazanmak için düzenli olarak yaptığımız çalışma
"He found a new job."Yeni bir iş buldu.
muhasebeci
Finansal hesapları tutan ya da denetleyen kişi
"Professional accountant works."Profesyonel muhasebeci çalışıyor.
kasiyer
Bir otel, dükkan, banka vb. yerlerde para alıp veren sorumlu kişi.
"The cashier gave me change."Kasiyer bana para üstü verdi.
şef
genellikle otellerde ya da restoranlarda çalışan, yüksek derecede eğitim almış aşçı.
"The chef prepared a delicious meal."Şef lezzetli bir yemek hazırladı.
hostes
uçakta yolculara yemek servisi yapmak ve onlara bakmakla görevli kişi
"The flight attendant smiled."Hostes gülümsedi.
musician
Bir müzik enstrümanı çalan veya müzik yazan kişi, özellikle meslek olarak bunu yapan kimse.
"The musician practiced every day."Müzisyen her gün pratik yapar.
resepsiyonist
bir otel, ofis binası, doktor muayenehanesi vb. yere gelen veya arayan kişilerle ilgilenen kişi
"The receptionist greeted us politely."Resepsiyonist bizi nazikçer karşıladı.
şarkıcı
sesini müzik yapmak için kullanan kişi
"The singer performed on stage."Şarkıcı sahnede performans sergiledi.
yiyecek
insanların ve hayvanların yediği şeyler; et veya sebzeler gibi
"The food smells delicious."Yiyecekten lezzetli bir koku yayılıyor.
seyahat
Genellikle uzak bir yere gitme eylemi.
"I love to travel."Seyahat zihni genişletir.
marangoz
Ahşap nesnelerle meslek olarak çalışan kişi.
"The carpenter built a shelf."Marangoz bir raf inşa etti.
aşçı
özellikle mesleği olarak yemek hazırlayan ve pişiren kişi
"The cook made soup for lunch."Aşçı öğle yemeği için çorba yaptı.
diş hekimi
dişlerimizi tedavi etmeye ve bakımına yetkili olan kişi
"The dentist cleaned my teeth."Diş hekimi dişlerimi temizledi.
doktor
tıp eğitimi almış ve hasta veya yaralı insanları tedavi eden kişi
"The doctor was kind."Doktor nazikti.
mühendis
yolları, makineleri, köprüleri vb. tasarlayan, onaran veya inşa eden kişi
"The engineer fixed the bridge."Mühendis köprüyi onardı.
itfaiyeci
mesleği yangınları söndürmek ve insanları veya hayvanları tehlikeli durumlardan kurtarmak olan kişi
"The firefighter arrived quickly."İtfaiyeci çabuk geldi.
resepsiyon
Otel, bina vb. yerlerde kayıt yapılan, yardım alınan veya soru sorulan belirli alan
"Ask at the front desk."Resepsiyon meşgul.
kâtip
bir ofiste, mağazada vb. kayıtları tutan ve rutin işleri yapan kişi
"The clerk was helpful."Kâtip yardımseverdi.
dünya Çapında Ağ
İnterneti kullanan kişilerin erişebildiği bilgi ağı
"The World Wide Web is huge."Dünya Çapında Ağ, bilgi paylaşımını devrim niteliğinde değiştirdi.
ne
bilgi veya birinin görüşünü sormak için sorularda kullanılır
"What do you want?"Adın ne?
yapmak
Adı belirtilmeyen bir eylemi gerçekleştirmek
"Do the dishes now."Sınavda elinden gelenin en iyisini yap.
form
Düzenli egzersiz ve doğru beslenme sayesinde elde edilen iyi fiziksel kondisyon durumu.
"She works out every day to maintain fitness."Sağlıklı formunu korumak için her gün spor yapıyor.
büro
özellikle masa başında çalışılan yer.
"The office is on the first floor."Büro birinci kattadır.
asistan
birinin işinde yardım eden kişi
"The assistant helped the doctor during surgery."Asistan ameliyat sırasında doktora yardım etti.
özel öğretmen
Tek bir öğrenciye veya küçük bir gruba özel ders veren öğretmen.
"My tutor is very smart."Özel öğretmenim çok akıllı.
dansçı
mesleği dans etmek olan kişi
"She is a dancer."O bir dansçı.
pilot
uçak kullanmakla görevli kişi
"The pilot landed safely."Pilot güvenlikle iniş yaptı.
garson
bir restoranda müşterilere yemek servisi yapmakla görevli kişi
"The server brought food."Garson yemeği getirdi.
yönlendirmek
birinin motivasyonunu veya davranışını yönlendirmek veya etkilemek
"They will guide us."Bize yönlendirecekler.
tasarımcı
mobilya, alet vb. bir şeyin yapılmadan önce nasıl görüneceğini veya çalışacağını planlayan ve çizen kişi
"The designer created a new logo."Tasarımcı yeni bir logo oluşturdu.
büro
özellikle masa başında çalışılan yer.
"The office is on the first floor."Büro birinci kattadır.
iş
para kazanmak için düzenli olarak yaptığımız bir şey
"I have a lot of work to do."Yapacak çok işim var.
servis
profesyonel bir ortamda başkalarının ihtiyaçlarına hizmet etme eylemi, örneğin yemek servis etmek, masaları temizlemek veya misafirlere yardımcı olmak
"The service was good."Servis iyiydi.
sanayi
bir hizmet sunan veya mal üreten tüm faaliyetler, şirketler ve bu işlere dahil olan kişiler
"The tech industry is booming."Teknoloji sanayisi gelişiyor.
eğlence
filmler, televizyon programları vb. veya insanların eğlenmesi için yapılan etkinlik
"The circus provided great entertainment for children."Sirk çocuklar için harika eğlence sundu.
iş
Para karşılığında hizmet ya da ürün sunma faaliyeti.
"His business is doing very well."Onun işi çok iyi gidiyor.
Bu listedeki 38 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla