memnun
Bir olay ya da birinin davranışından mutlu ve tatmin olmuş his.
"She is pleased now."Memnunum.
New Headway Orta Altı Kelime Listesi listesindeki "Ünite 7" ile ilgili 46 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.
memnun
Bir olay ya da birinin davranışından mutlu ve tatmin olmuş his.
"She is pleased now."Memnunum.
zeki
Öğrenme, kavramları anlama ve mantıklı düşünmede yetenekli
"She is intelligent."O zeki.
göz alıcı
Çekici ve hoş bir görünüme sahip olmak.
"He is good-looking."O göz alıcı.
memnun
bir şeyden dolayı memnun olmak
"I am glad to see you."Seni gördüğüme memnun oldum.
korkunç
son derece hoş olmayan, iğrenç
"The weather is awful."Hava korkunç.
tanınmış
Geniş çevrelerce bilinen, kabul gören.
"He is a well-known actor."O, tanınmış bir aktördür.
sıkıcı
ilgi çekmediği için yorgun ve tatminsiz hissettiren
"The lecture is boring."Ders sıkıcı.
gürültülü
çok fazla yüksek ve istenmeyen ses üretmek veya sahip olmak.
"The city is noisy."Şehir gürültülüdür.
kirli
leke, bakteri, iz veya kir bulunduran
"My shoes are dirty."Ayakkabılarım kirli.
eş anlamlı
aynı dildeki başka bir kelime veya ifadeyle aynı veya neredeyse aynı anlama gelen bir kelime veya ifade.
"Happy is a synonym."Mutlu bir eş anlamlıdır.
zıt anlamlı
başka bir kelime veya ifadenin zıt veya karşıt anlamı olan bir kelime veya ifade.
"Hot is an antonym for cold."Sıcak, soğuğun zıt anlamlısıdır.
korkmuş
korkmuş veya endişeli hisseden
"The child is scared."Çocuk korkmuş.
korkmuş
tehlike, tehdit veya şok nedeniyle genellikle aniden korku hissetme
"The rabbit is frightened."Tavşan korkmuş.
doğru
gerçeğe veya hakikate uygun ve hatasız olan
"That is correct."Bu doğru.
garip
olağandışı, beklenmedik veya kafa karıştırıcı özelliklere sahip olan
"The sound is strange."Ses garip.
alışılmadık
sıklıkla gerçekleşmeyen ya da yapılan
"The bird is unusual."Kuş alışılmadık bir tür.
tapmak
Birini çok sevmek ve saygı duymak.
"She adores her newborn baby."Yeni doğan bebeğine tapıyor.
korkmuş
çok yoğun bir korku hissetmek
"She is terrified."O korkmuş.
harika
Çok büyük ve hoş, mükemmel.
"We had a wonderful time."Harika bir zaman geçirdik.
büyüleyici
son derece ilgi çekici, etkileyici
"The story is fascinating."Hikâye büyüleyici.
odak dışı
(fotoğraf/video) bulanık ya da net olmayan, genellikle kamera ayarları ya da odaklama hatasından kaynaklanan
"The picture is out of focus."Kamera fotoğrafı odak dışı yaptı.
zeki
Hızlı düşünebilen ve sorunlara çözüm bulabilen
"She is a clever girl."Çocuk zeki.
çılgın
delice görünen bir şekilde aşırı derecede aptalca veya saçma
"That is a crazy idea."Bu çılgın bir fikir.
büyük
miktar ya da boyut bakımından ortalamanın üzerinde olan
"The elephant is large."Fil büyük bir hayvandır.
normal
Standartlara veya beklenen duruma uyan.
"Today is a normal day."Bugün normal bir gün.
kaba
(kişi) başkalarına saygı göstermeyen
"He is rude."O kaba bir insan.
aptalca / budala
(bir kişi hakkında) sağduyudan yoksun veya başkaları kadar hızlı anlayamayan, öğrenemeyen
"That was stupid."Bu aptalca bir hataydı.
perişan
Kendini çok mutsuz veya rahatsız hissetmek.
"She feels miserable."Kendini perişan hissediyor.
yavaş
Düşük bir hızda hareket eden, gerçekleşen ya da yapılan.
"The turtle is slow."Kaplumbağa yavaş.
soğuk
İnsan vücudunun ortalama sıcaklığından daha düşük bir sıcaklığa sahip olan
"The drink is cold."İçecek soğuk.
doğru
Gerçeklere veya doğruya dayanma.
"That is the right answer."Bu doğru cevap.
zor
yapmak için çok beceri veya çaba gerektiren
"This puzzle is hard."Bu bulmaca zor.
zor
Yapmak, anlamak ya da üstesinden gelmek için çok çalışma ya da beceri gerektiren.
"The question is difficult."Soru zor.
mutlu
Duygusal olarak iyi hissetmek, sevinçli olmak.
"The child is happy."Çocuk mutlu.
hoş
Çok güzel ya da çekici olması.
"The view is lovely."Gün çok hoş.
harika
Onaylanmaya veya hayran olunmaya layık.
"That is a great idea."Bu harika bir fikir.
korkmuş
Kötü veya tehlikeli bir şey olacağını düşündüğümüz için bir kişiden veya şeyden kötü ve endişeli bir duyguya kapılmak.
"I am afraid of spiders."Örümceklerden korkarım.
harika
son derece şaşırtıcı, özellikle iyi yönde
"The show was amazing."Gösteri harikaydı.
sevmek
önem verdiğimiz birine veya bir şeye karşı çok güçlü duygulara sahip olmak, çok beğenmek ve onunla ilgilenmek
"I love my family very much."Ailemi çok seviyorum.
güzel
zihne ya da duyulara son derece hoş gelen
"The flower is beautiful."Çiçek güzel.
keyif almak
Bir şeyden veya birinden zevk almak veya mutluluk bulmak.
"They enjoy their delicious dinner meal."Lezzetli akşam yemeklerinin tadını çıkarıyorlar.
parlak
Güneşli ve çok fazla bulut olmayan (hava için)
"The day was bright."Gün parlaktı.
açık
(Renkler için) Daha az yoğunluğa sahip, genellikle az miktarda pigment nedeniyle.
"The blue is light."Mavi açık.
koyu
(bir renk için) derin veya yoğun bir tonu olan
"The dress was dark blue."Elbise koyu maviydi.
hoş
Zevk ve keyif sağlayan, güzel.
"She is a nice person."O hoş bir insan.
korkunç
son derece hoş olmayan, berbat
"The smell is horrible."Koku korkunç.
Bu listedeki 46 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla