Ünite 10 · New Headway Başlangıç Kelime Listesi

New Headway Başlangıç Kelime Listesi listesindeki "Ünite 10" ile ilgili 48 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

48 kelime New Headway Başlangıç Kelime Listesi
castle /ˈkæsəɫ/ isim

kale

Saldırılara karşı koruma sağlayan, genellikle kalın duvarları ve savunma yapıları bulunan büyük yapı; tarihî olarak kraliyet ailesi ya da yöneticiler tarafından kullanılır.

"The castle is large."Kale çok büyüktür.

cathedral /kəˈθiːdrəl/ isim

katedral

Belirli bir bölgenin en büyük ve en önemli kilisesi; bir piskoposun denetiminde olan yapı.

"Notre Dame is the famous cathedral in the heart of Paris."Notre Dame, Paris'in kalbinde bulunan ünlü katedraldir.

clubhouse /ˈkɫəbˌhaʊs/ isim

kulüp binası

bir kulübün üyelerinin toplantı ve sosyal etkinlikler yapabildiği yapı, genellikle spor kulüpleri için

"They met at the clubhouse."Golfçüler tur sonrası kulüp binasında dinlenir.

zoo /zuː/ isim

hayvanat bahçesi

Birçok hayvan türünün sergilenme, üreme ve koruma amacıyla bulundurulduğu yer

"We saw the new baby elephant at the zoo."Hayvanat bahçesinde yeni doğan fili gördük.

coffee shop /ˈkɑːfi ˌʃɑːp/ isim

kafe

İnsanların kahve, çay vb. içebildiği ve genellikle hafif yemekler de yiyebildiği küçük bir restoran türü.

"We met at a coffee shop."Bir kafede buluştuk.

museum /mjuˈziːəm/ isim

müze

önemli kültürel, sanatsal, tarihsel veya bilimsel esyaların korunduğu ve halka sergilendiği yer

"The museum has ancient statues."Müzede antik heykeller var.

cycling /ˈsaɪkəɫɪŋ/, /ˈsaɪkɫɪŋ/ isim

bisiklet sürme

Bisiklet kullanarak yapılan spor ya da aktivite.

"Regular cycling exercise."Düzenli bisiklet sürme egzersizi.

dancing /ˈdænsɪŋ/ isim

dans etmek

vücudu müziğe göre hareket ettirme; müzik eşliğinde yapılan hareket dizisi

"They were dancing at the party."Partide dans ediyorlardı.

rugby /ˈrʌɡbi/ isim

ragbi

on üçer ya da on beşer oyuncudan oluşan iki takımın, oval bir topu rakip takımın çizgisinden geçirerek puan kazanmaya çalıştığı bir oyun

"Rugby is tough and fast."Ragbi sert ve hızlıdır.

walking /ˈwɔkɪŋ/ isim

yürüyüş

özellikle dağlarda ya da kırsalda, zevk ya da spor amacıyla uzun yürümek

"We enjoy walking."Yürüyüş kalp için iyi bir egzersizdir.

sightseeing /ˈsaɪtˌsiɪŋ/ isim

gezi

turist olarak belirli bir yerde ilginç mekânları ziyaret etme etkinliği

"Sightseeing is exciting in new cities."Yeni şehirlerde geziler heyecan vericidir.

windsurfing /ˈwɪndˌsɝːfɪŋ/ isim

rüzgâr sörfü

üzerine yelken bağlı özel bir tahta ayak durarak suda yelken açma etkinliği veya sporu.

"Windsurfing is difficult."Rüzgâr sörfü zordur.

skiing /ˈskiːɪŋ/ isim

kayak sporu

Kayaklarla kar üzerinde hareket etme etkinliği veya sporu

"Skiing is exciting."Kayak sporu heyecan vericidir.

ice skate /aɪs skeɪt/ fiil

buz pateni yapmak

metal bıçaklı özel ayakkabılarla buz üzerinde kaymak

"Can you ice skate?"Kışın her yıl buz pateni yapar.

fishing /ˈfɪʃɪŋ/ isim

balık avlama

Olta, ağ gibi özel ekipmanla balık yakalama etkinliği

"We went fishing by the lake."Göl kenarında balık avladık.

sailing /ˈseɪɫɪŋ/ isim

yelkenli sürüşü

Bir tekneyle, hobi amaçlı yapılan seyir.

"Enjoy sailing on lake."Göldeki yelkenli sürüşünün keyfini çıkar.

canoe /kəˈnu/ fiil

kano yapmak

dar, küçük bir tekneyle paga kullanarak seyahat etmek

"We canoe across the calm lake."Sakin gölde kano yaptık.

interested /ˈɪntrəstɪd/ sıfat

ilgili

bir şeye veya birine karşı merak veya dikkat duyması, onları beğenmesi nedeniyle

"I am interested in art."Sanatla ilgiliyim.

orange juice /ˈɔːɹɪndʒ dʒˈuːs/ isim

portakal suyu

Portakalın suyunun sıkılmasıyla elde edilen, genellikle ferahlatıcı bir içecek.

"He drinks a glass of fresh orange juice every morning."Her sabah taze bir bardak portakal suyu içer.

autumn /ˈɔtəm/ isim

sonbahar

yazdan sonra ve kıştan önce yaprakların renginin değiştiği ve ağaçlardan döküldüğü mevsim.

"The leaves turn orange and red in autumn."Sonbaharda yapraklar turuncu ve kırmızıya döner.

winter /ˈwɪntɚ/ isim

kış

sonbahardan sonra gelen ve çoğu ülkede en soğuk mevsim olan dönem

"Snow often falls in winter."Kışın genelde kar yağar.

tent /tɛnt/ isim

çadır

Genellikle direkler ve yere sabitlenmiş iplerle desteklenen uzun bir kumaş, naylon vb. levhadan oluşan, özellikle kamp yapmak için kullandığımız bir barınma yeri

"We pitched our tent by the side of the lake."Çadırımızı gölün kenarına kurduk.

tourist /ˈtʊrɪst/ isim

turist

zevk amacıyla bir yeri ziyaret eden veya farklı yerlere seyahat eden kimse

"The tourist took many photos."Turist birçok fotoğraf çekti.

tourist information office /tˈʊɹɪst ˌɪnfɚmˈeɪʃən ˈɑːfɪs/ isim

turist bilgi ofisi

ziyaretçilere turizm ve seyahatle ilgili bilgi ve hizmet sunan yer

"Ask at the tourist office."Turist bilgi ofisi ücretsiz haritalar verir.

choose /tʃuːz/ fiil

seçmek

bir grup seçenekten istediğimizi veya bizim için en iyisi olanı belirlemek

"Choose your words very carefully."Kelimelerinizi çok dikkatli seçin.

invite /ɪnˈvaɪt/ fiil

davet etmek

birine bir yere gelmesini veya bir şeye katılmasını resmi veya dostça istemek

"We invited them to our party."Onları partimize davet ettik.

rain /reɪn/ isim

yağmur

Gökyüzünden küçük damlacıklar halinde yağan su

"The rain stopped in the afternoon."Yağmur öğleden sonra durdu.

bedtime /ˈbedˌtaɪm/ isim

yatma vakti

uyumaya gidilen ya da belirlenen saat

"It is bedtime now."Çocukların yatma vakti 20:00’dir.

cabin /ˈkæbɪn/ isim

kulübe

Ormanda veya dağlarda inşa edilmiş küçük ahşap ev veya barınak.

"The cabin was warm."Kulübe sıcaktı.

villa /ˈvɪɫə/ isim

villa

Büyük bir bahçeye sahip, özellikle güney Avrupa ya da sıcak iklimlerde bulunan kırsal konut.

"The villa overlooks the Mediterranean Sea."Villa, Akdeniz'e bakan bir konumda yer alıyor.

market /ˈmɑrkɪt/ isim

pazar

İnsanların bakkaliye alıp sattığı halka açık yer.

"There's a fresh farmers' market every Sunday."Her Pazar taze çiftçi pazarı var.

leisure /ˈliʒɚ/ isim

boş zaman

Kişinin görevlerden uzak olduğu, eğlenceli etkinlikler yapabildiği veya dinlenebildiği zaman dilimi

"Leisure is valuable."Boş zaman değerlidir.

camping /ˈkæmpɪŋ/ isim

kamp

tatil döneminde çadır, karavan vb. araçlarda açık havada konaklama etkinliği

"Camping is exciting in summer."Yaz aylarında kamp yapmak heyecan vericidir.

volleyball /ˈvɑːliˌbɔːl/ isim

voleybol

altışar oyuncudan oluşan iki takımın topu file üzerinden karşı takımın alanına vurmaya çalıştığı bir spor türü

"Volleyball is fun to play."Voleybol oynamak eğlencelidir.

crazy /ˈkreɪzi/ sıfat

çılgın

delice görünen bir şekilde aşırı derecede aptalca veya saçma

"That is a crazy idea."Bu çılgın bir fikir.

lucky /ˈlʌki/ sıfat

şanslı

iyi şans getiren ya da iyi şans sahibi olan

"You are lucky."Şanslısın.

meal /miːl/ isim

yemek

günün farklı saatlerinde düzenli olarak yediğimiz yiyecek; örneğin kahvaltı, öğle yemeği veya akşam yemeği

"We ate a meal together."Birlikte yemek yedik.

spring /sprɪŋ/ isim

ilkbahar

Kıştan sonra gelen, çoğu ülkede ağaçların ve çiçeklerin yeniden filizlenmeye başladığı mevsim.

"Flowers bloom in spring."Çiçekler ilkbaharda açar.

summer /ˈsʌmɚ/ isim

yaz

ilkbahardan sonra gelen mevsim ve çoğu ülkede yaz en sıcak mevsimdir

"We spend summer at the beach."Yazı plajda geçiririz.

tour /tʊr/ isim

tur

eğlence amacıyla yapılan ve birçok farklı yeri ziyaret ettiğiniz yolculuk

"The band is on a world tour this year."Grup bu yıl dünya turunda.

relax /rɪˈlæks/ fiil

rahatlamak

daha az endişelenmek veya stres hissetmek

"Sit down and relax for a while."Otur biraz rahatla.

start /stɑːrt/ fiil

başlamak

Yeni bir şeye başlamak ve onu yapmaya, hissetmeye vb. devam etmek.

"Start a new project."Yeni bir projeye başla.

call /kɔl/ fiil

aramak

bir yeri veya kişiyi telefonla aramak

"Please call me later."Lütfen beni daha sonra ara.

show /ʃoʊ/ fiil

göstermek

Bir şeyi görünür veya fark edilir kılmak.

"Show me the way."Bana yolu göster.

once /wʌns/ zarf

bir kez

Tek bir sefer için.

"I go to the cinema once a month."Ayda bir kez sinemaya giderim.

outside /ˌaʊtˈsaɪd/ zarf

dışarıda

bina çevresindeki açık alanda

"The children are playing outside."Çocuklar dışarıda oynuyor.

ago /əˈɡoʊ/ zarf

önce

şimdiki zamana kadar geçen süreyi göstererek geçmişteki bir zamana atıfta bulunmak için kullanılır

"I saw him two days ago."Onu iki gün önce gördüm.

clean /kliːn/ sıfat

temiz

bakteri, leke ya da kir içermeyen

"The kitchen is clean."Mutfak temiz.

Bu listedeki 48 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

New Headway Başlangıç Kelime Listesi — Konular