vadi
dağlar veya tepeler arasında, genellikle içinden bir nehir akan alçak bir arazi bölgesi
"The valley is beautiful."Nil Nehri, Mısır'daki verimli vadilerde tarım yapılmasını sağlamıştır.
Manzara ve Coğrafya Hakkında Konuşma konusundaki 21 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
vadi
dağlar veya tepeler arasında, genellikle içinden bir nehir akan alçak bir arazi bölgesi
"The valley is beautiful."Nil Nehri, Mısır'daki verimli vadilerde tarım yapılmasını sağlamıştır.
çöl
Çok az bitki örtüsüne sahip, genellikle kumla kaplı büyük, kuru bir kara alanı.
"The largest hot desert on Earth is the Sahara."Dünyanın en büyük sıcak çölü Sahra'dır.
dağ
genellikle karlarla kaplı sivri bir tepesi olan, çok yüksek ve büyük doğal yapı
"The mountain is tall."Everest, dünyadaki en yüksek dağdır.
saat dilimi
aynı standart saate sahip dünyanın bir bölgesi
"We changed time zone."Türkiye, UTC+3 saat dilimindedir.
tepe
etrafındaki araziye göre daha yüksek, genellikle yuvarlak şekilli doğal yükselti.
"The hill is small."Tepe küçüktür.
çayır
geniş, açık ve çimlerle kaplı bir alan
"The grassland is wide."Afrika çayırları birçok vahşi hayvanın evidir.
orman
ağaçlar ve çalılarla kaplı geniş arazi parçası
"The forest has many tall trees."Ormanda birçok uzun ağaç vardır.
tropik orman
birçok bitkinin yoğun bir şekilde yetiştiği tropik bölgedeki orman
"The jungle has many animals."Tropik ormanda birçok hayvan yaşar.
okyanus
Dünya yüzeyinin büyük bölümünü kaplayan büyük tuzlu su kütlesi.
"The ocean covers most of the Earth's surface."Okyanus, Dünya'nın yüzeyinin büyük bölümünü kaplar.
deniz
Dünya yüzeyinin çoğunu kaplayan ve kıtaları ve adaları çevreleyen tuzlu su.
"The sea was calm and perfect for sailing."Deniz sakin ve yelken için mükemmeldi.
plaj
deniz ya da göl kenarında bulunan kumlu ya da çakıllı alan.
"We walked on the beach."Plajda yürüdük.
kıyı
toprağın deniz, göl, nehir gibi bir su kütlesiyle buluştuğu bölge.
"We sat on the shore."Kıyıda oturduk.
sahil
Denize, okyanusa veya göle yakın kara parçası
"The coast is very beautiful."Sahil çok güzel.
ada
Suyla çevrili kara parçası
"The island has many trees."Adada çok ağaç var.
şelale
bir nehir ya da derenin kayalık bir yerden aşağı doğru akmasıyla oluşan yüksek su düşüşü.
"The waterfall is very tall."Şelale çok yüksektir.
göl
Kara ile çevrili büyük su alanı
"Lake Superior is the largest of the Great Lakes."Superior Gölü, Büyük Göllerin en büyüğüdür.
ormanlık arazi
birçok ağacın bulunduğu arazi
"Deer thrive in the protected woodland area."Geyikler, korunan ormanlık alanda rahatlıkla yaşar.
mağara
Zamanla kayaların aşınmasıyla yer altında doğal olarak oluşan boşluk ya da odacık.
"Deep inside the cave"Mağaranın derinliklerinde...
buzdağı
çok büyük, yüzen bir buz parçası
"The ship struck a hidden iceberg and sank."Gemi gizli bir buzdağına çarptı ve battı.
volkan
Üst kısmında bir açıklığı bulunan, erimiş kaya ve külün havaya püskürtülebildiği dağ.
"An active volcano can erupt at any time."Aktif bir volkan her an patlayabilir.
yağmur ormanı
Sürekli yoğun yağış alan, uzun ağaçlarla dolu sık, tropikal orman
"The Amazon rainforest is a vital global resource."Amazon yağmur ormanı hayati bir küresel kaynaktır.
Bu listedeki 21 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla