pazarlık etmek
Bir olay ya da sonuç için kendini hazırlamak, fiyat üzerinde anlaşma sağlamaya çalışmak.
"I bargained for trouble."Daha düşük bir fiyat için pazarlık ettim.
Diğerleri (For) konusundaki 18 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
pazarlık etmek
Bir olay ya da sonuç için kendini hazırlamak, fiyat üzerinde anlaşma sağlamaya çalışmak.
"I bargained for trouble."Daha düşük bir fiyat için pazarlık ettim.
bakmak
hasta veya yaralı bir insan veya hayvan için tedavi sağlamak veya yardım etmek
"She will care for her parents."Anne ve babasına bakacak.
karşılama hizmeti vermek
Belirli bir durumda insanların ihtiyaç duyduğu ya da istediği her şeyi sağlamak.
"The event caters for all."Otel düğünler için karşılama hizmeti verir.
eleştiri almak
Genellikle olumsuz bir şey (eleştiri, reddetme, ceza vb.) ile karşılaşmak.
"He come in for blame."O, eleştiri almakla karşılaştı.
yeterli olmak
Belirli bir amaç için yeterli, tatmin edici veya uygun olmak.
"This will do for now."Bu şimdilik yeterli olur.
yönelmek
belirli bir yere doğru hareket etmek
"Head for the hills."Çıkışa doğru çabuk yönelin.
yaşamak
bir şeyi ya da birini hayatındaki en önemli şey ya da kişi olarak görmek
"She lives for her art."O sadece müzik için yaşar.
kabul edilmek
bir başkasına benzerlik ya da uyum nedeniyle bir şey ya da kişi olarak yanlış anlaşılmak ya da kabul edilmek
"He can pass for older."Yirmi yaşında gibi görünebilir.
aday olmak
Seçimde aday olarak katılmak
"She runs for political office this year."Bu yıl siyasi görev için aday oluyor.
poz vermek
bir ressam ya da fotoğrafçı tarafından fotoğrafının çekilmesi için hareketsiz oturmak
"Sit for the photo."Portre resmi için poz ver.
karşılamak, ödemeyi üstlenmek
Bir şeyi gönüllü ve cömertçe ödemek.
"I will spring for lunch."Bu akşamki yemeği ben karşılayacağım.
temin etmek
birinin ya da bir şeyin iyi ya da güvenilir olduğunu kesin bir dille söylemek
"I vouch for this product."Onun dürüstlüğünü temin edebilirim.
sorumlu tutmak
özellikle sorgulandığında ya da eleştirildiğinde, birinin eylem ya da kararlarını açıklamasını istemek
"You must answer for this."Eylemlerin için sorumlu tutulacaksın.
temsil etmek
bir kişi ya da şey adına konuşmak, temsilci ya da sözcü olarak hareket etmek
"She will speak for us."Sadece kendin için konuş.
doğru gitmek
bir şeye doğru hareket etmek
"Make for the door."Kapıya doğru git.
sanmak
bir şeyi ya da birini belli bir şekilde görmek, değerlendirmek
"Do not take me for granted."Beni aptal sanma.
açıklamak
belirli bir durumu veya koşullar dizisini açıklamak veya nedenlerini vermek
"Account for the cost."Maliyeti açıkla.
anlamına gelmek
açıkça veya zımnen belirli bir anlamı iletmek
"What does this stand for?"Bu ne anlama geliyor?
Bu listedeki 18 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla