konuşmak
Ara vermeden sürekli konuşmak.
"The children chattered away happily."Çocuklar neşeyle konuşuyordu.
Diğerleri (Away) konusundaki 31 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
konuşmak
Ara vermeden sürekli konuşmak.
"The children chattered away happily."Çocuklar neşeyle konuşuyordu.
ortadan kaldırmak
Bir şeyi kullanmayı ya da varlığını sürdürmeyi durdurmak.
"Do away with that old car."Bu eski kuralı ortadan kaldırmalıyız.
gerekçe göstermek
Bir şeyi küçümsemek ya da önemsiz göstermek için sebepler sunmak.
"He tried to explain away his mistake."Hatasını gerekçe göstererek açıklamaya çalıştı.
boşa harcamak
Zaman, para, kaynak gibi şeyleri dikkatsizce ve yavaşça tüketmek.
"Do not fritter away your time."Zamanını boşa harcama.
uzaklaşmak
Tartışmanın konusundan farklı bir şey hakkında konuşmaya başlamak.
"Let's get away from this."Bundan uzaklaşalım.
uzak durmak
Bir kişinin ya da nesnenin belirli bir yer ya da alana erişmesini engellemek.
"Keep away from the dangerous chemicals."Tehlikeli kimyasallardan uzak durun.
vefat etmek
artık hayatta olmamak
"Her grandfather passes away peacefully yesterday."Dedesi dün huzur içinde vefat etti.
çalmak
Bir şeyi çalmak ve yakalanmadan kaçmak.
"Don't run away with money."Parayı çalma.
korkutup kaçırmak
Birini çok korkutarak uzaklaştırmak.
"Scare away the intruder."Yüksek ses kuşları korkutup kaçırdı.
talep etmek
Yazılı ya da çevrimiçi bir başvuru yaparak bir kuruluştan bir şey istemek.
"Send away for a free catalog."Ücretsiz katalog talep et.
uzanmak
(Bir bölge ya da arazi) geniş bir mesafeye yayılmak.
"The beach stretches away for miles."Plaj kilometrelerce uzanıyor.
vakit geçirmek
Belirli bir amaç olmadan, rahat bir şekilde zaman harcamak.
"While away the hours reading."Saatleri kitap okuyarak geçir.
azaltmak
Bir şeyin değerini, boyutunu vb. yavaş yavaş küçültmek.
"Time whittles away youth."Odunu oyarak şekil verdi.
azalmak
yavaş yavaş azalmak ve yoğunluğunun ya da miktarının küçülmesi
"The sound died away slowly."Ses yavaşça azaldı.
aşındırmak
zamanla yavaşça bir şeyi yok etmek ya da zarar vermek
"The acid eats away at the metal."Asit metali aşındırıyor.
azalmak
giderek yoğunluğunu veya gücünü kaybetmek
"His strength falls away."Gücü azalır.
gizlemek
başkaları tarafından bulunmaktan kaçınmak için saklı bir yere gitmek
"He hid away from them."Değerli eşyalarını güvenli bir yerde sakla.
biriktirmek
Daha sonra kullanmak üzere bir yere gizlice bir şey depolamak.
"She stashes away money for emergencies."Acil durumlar için para biriktiriyor.
gizlice binmek
izin almadan ya da ücret ödemeden bir taşıta (gemi, uçak, tren vb.) gizlice binmek
"He stowed away on the ship."Gemiye gizlice bindi.
çalışkan bir şekilde uğraşmak
bir işe ya da projeye yorulmadan, enerjik bir biçimde çalışmak
"She beavered away at her desk."Masanın başında çalışkan bir şekilde uğraştı.
ısrarla çalışmak
bir sorunu çözmek ya da bir görevi tamamlamak için büyük ve sürekli çaba göstermek
"Hammer away at the problem."Sorun üzerinde ısrarla çalış.
dişini tırnağına takmak
Bir işi bitirmek veya bir hedefe ulaşmak için uzun süre çok ve ısrarla çalışmak.
"They slave away always."Hep dişlerini tırnaklarına takarlar.
azimle çalışmak
zorluklarla karşılaşılsa bile sıkı çalışmaya devam etmek
"Keep plugging away at your studies."Çalışmalarına azimle devam et.
sebatla çalışmak
bir hedefe ulaşmak ya da bir görevi tamamlamak için uzun süre boyunca ısrarla çalışmak
"She slogged away at her studies."Çalışmalarına sebatla devam etti.
etkilemek
Birini büyük ölçüde etkilemek.
"The performance blew away."Performans etkiledi.
bağışlamak
bir şeyi hediye ya da bağış olarak vermek
"He gives away his old clothes."O, eski kıyafetlerini bağışlar.
hapsedip kapatmak, tecrit etmek
bir kişiyi kaçamayacağı bir yere, örneğin bir akıl hastanesine veya hapishaneye koymak.
"Lock him away."Onu hapsedip kapatın.
geri çekilmek
Birinden veya bir şeyden uzaklaşmak, genellikle aniden veya hızlı bir şekilde.
"Pull away from the wall."Yoldan geri çekil.
almak
Bir şeyi birinden alarak artık elinde bulunmamasını sağlamak.
"Take away these empty plates."Bu boş tabakları al.
mideye indirmek
Büyük miktarda yiyecek tüketmek.
"He packed away enormous amounts of food."Muazzam miktarda yiyeceği mideye indirdi.
bitirmek (yemek)
Büyük miktarda yiyeceği hızlı bir şekilde yemek.
"He will put away food."Yemeği bitirecek.
Bu listedeki 31 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla