önünde
bir şeyin ya da birinin hemen önünde, daha ileri bir konumda
"The car stopped in front."Benim önümde dur.
Zarflar: Zaman ve Yer listesindeki "Göreceli Yer Zarfı" ile ilgili 20 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.
önünde
bir şeyin ya da birinin hemen önünde, daha ileri bir konumda
"The car stopped in front."Benim önümde dur.
aşağı doğru
genellikle bir tepenin alt noktasına doğru aşağı yönlü
"The bike went downhill."Yol aşağı doğru gidiyor.
yoldan çıkmış
doğru yol, yön ya da rotadan sapmış
"The path went astray."Top yoldan çıktı.
dışarıda
Bir binanın ana kapısının veya girişinin hemen dışında bir yerde.
"Meet me out front."Beni dışarıda karşıla.
arkasında
bir şeyin arka, uzak ya da geri tarafında
"The cat is hiding behind the sofa."Kedi, kanepenin arkasında saklanıyor.
aşağıda
başka bir şeyin altında ya da daha düşük bir konumda bulunma durumu
"The temperature dropped below zero."Sıcaklık sıfırın altına düştü.
altında
doğrudan bir şeyin altında veya daha alçakta bir konumda
"The cat is under."Kedi altında.
altında
doğrudan bir şeyin altında, özellikle üstteki şey tarafından gizlendiğinde
"The treasure is underneath."Hazine aşağıda.
altında
daha düşük bir konumda ya da ona doğru
"The treasure lay beneath."Yer, bizim altımızda sallandı.
üstünde
daha yüksek bir konumda, bir şeyin üzerinde
"The plane flew above the clouds."Uçak bulutların üstünde uçtu.
ötesinde
daha uzakta, bir şeyin diğer tarafında bulunan
"The house is beyond the hill."Okul köprünün ötesindedir.
geri
arkamızdaki yönde veya yöne doğru
"Please come back soon."Lütfen yakında geri gel.
üstünde
bir şeyin üstünde duran veya desteklenen bir konumda
"Put it on."Üstüne koy.
karşıya
bir şeyin bir tarafından diğer tarafına
"We walked across the bridge."Köprüden karşıya yürüdük.
geçerek
Bir şeyin bir tarafından diğer tarafına.
"Go past the shop."Dükkanın yanından geç.
yurtdışı
başka bir ülkeye seyahat etmek ya da orada bulunmak
"She wants to study abroad next year."Gelecek yıl yurtdışında eğitim almak istiyor.
yurtdışında
özellikle deniz aşırı bir yabancı ülkede; o ülkeye ya da orada
"He moved overseas for work."İş için yurtdışına taşındı.
yukarıdan
yukarıdaki gökyüzünde
"Birds flew overhead."Kuşlar yukarıdan uçtu.
açık
Kolay anlaşılır ya da duyulabilir bir şekilde.
"The water is clear and clean."Su berrak ve temiztir.
karşısında
başka bir şeyin karşısında veya ona bakan bir yönde
"Go opposite."Karşıya git.
Bu listedeki 20 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla