Ders 1C · New English File Orta Altı Kelime Listesi

New English File Orta Altı Kelime Listesi listesindeki "Ders 1C" ile ilgili 46 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

46 kelime New English File Orta Altı Kelime Listesi
clothes /kloʊðz/ isim

kıyafetler

vücudumuzu örtmek için giydiğimiz şeyler, pantolon, gömlek ve ceket gibi

"These clothes are clean."Bu kıyafetler temiz.

woman /ˈwʊmən/ isim

kadın

Yetişkin bir kadın kişi.

"The woman in the red dress was my old teacher."Kırmızı elbiseli kadın eski öğretmenimdi.

trousers /ˈtɹaʊzɝz/ isim

pantolon

belden ayak bileklerine kadar uzanan, iki ayrı bacak kısmına sahip bir giysi

"His trousers need ironing."Pantolonunun ütüsü yapılmalı.

brown /braʊn/ sıfat

kahverengi

çikolatalı dondurma rengine sahip

"The table is brown."Masa kahverengidir.

skirt /skɝːt/ isim

etek

Kız veya kadınların belden bağlanan ve bacaklara doğru sarkan bir giysi parçası.

"She bought a blue skirt."Mavi bir etek aldı.

blouse /blaʊs/ isim

bluz

genellikle yakalı, düğmeli ve kollu olan kadın gömleği

"The blouse is white."Bluz beyaz.

T-shirt /ˈtiː ʃɝːt/ isim

tişört

yakası olmayan, genellikle pamuktan yapılmış, günlük kullanımlık kısa kollu gömlek

"I bought a new T-shirt."Yeni bir tişört aldım.

cardigan /ˈkɑrdɪɡən/ isim

hırka

genellikle yünden yapılmış, örgü desenli, ön tarafı düğmeler veya fermuarla kapatılabilen bir ceket türü

"The cardigan is warm."Hırka sıcak tutuyor.

dress /drɛs/ isim

elbise

Kız ve kadınların giydiği, tek parça halinde yapılmış, bedeni bacaklara kadar kaplayan ancak her bacak için ayrı bölümü olmayan giysi.

"She wore a red dress."Kırmızı bir elbise giydi.

leggings /ˈɫɛɡɪŋz/ isim

legging

Bacakları sıkıca saran, esnek pantolon; genellikle kadınlar tarafından giyilir

"She wears black leggings."O, siyah legging giyiyor.

shirt /ʃɝːt/ isim

gömlek

genellikle erkekler tarafından üst vücutta giyilen, genellikle yakalı ve kollu, önü düğmeli bir giysi parçası

"His white shirt was stained with coffee."Beyaz gömleği kahve lekesi olmuştu.

sock /sɑːk/ isim

çorap

Ayaklarımıza giydiğimiz yumuşak bir giysi.

"I lost a sock."Bir çorabımı kaybettim.

sweater /ˈswɛtɚ/ isim

kazak

Bedenin üst kısmında giyilen, pamuk veya yünden yapılan, uzun kollu ve önü kapalı giysi.

"The sweater is warm."Kazak sıcak tutuyor.

tights /ˈtaɪts/ isim

tayt

Kadınların belden ayak parmaklarına kadar sıkı bir şekilde giydiği, genellikle elbise ve etek altına takılan giysi

"Her black tights have a small ladder."Siyah taytında bir yırtık var.

tracksuit /tɹˈæksuːt/ isim

eşofman takımı

Rahat ve sıcak tutan, eşleşen ceket ve bol pantolondan oluşan, gündelik ya da spor amaçlı giyilen kıyafet.

"His tracksuit has white stripes."Eşofman takımının beyaz şeritleri var.

underwear /ˈʌndɚˌwɛr/ isim

iç çamaşırı

Diğer tüm kıyafetlerin altına, doğrudan cildin üzerine giyilen giysiler.

"He bought new underwear."Yeni iç çamaşırı aldı.

footwear /ˈfʊtˌwɛr/ isim

ayakkabı

Ayakların üzerine giyilen, ayakkabı, bot gibi nesneler.

"Comfortable footwear is important."Rahat ayakkabı önemlidir.

boot /buːt/ isim

bot

Ayağı ve bileği, çoğu zaman bacağın alt kısmını da kaplayan dayanıklı bir ayakkabı türü.

"He cleaned his boots."Botlarını temizledi.

flip-flop /flˈɪpflˈɑːp/ isim

terlik (parmak arası)

Genellikle kauçuk ya da plastikten yapılan, başparmak ve yanındaki parmak arasında V‑şeklinde kayış bulunan, topuksuz sandal

"She wears flip-flop."Parmak arası terlik giyiyor.

sandal /ˈsændəl/ isim

sandalet

Kayışlarla ayağa bağlanan, açık tabanlı, özellikle sıcak havalarda giyilen ayakkabı.

"The sandal is open."Sandalet açık.

shoe /ʃuː/ isim

ayakkabı

Ayaklarımızı örtmek ve korumak için giydiğimiz, genellikle deri veya plastik gibi dayanıklı malzemelerden yapılan giyecek.

"Put on your shoe."Ayakkabını giy.

hat /hæt/ isim

şapka

Genellikle kenarları olan, başa giyilen, sıcaklık, moda veya üniforma parçası olarak kullanılan giysi.

"He wore a hat."Bir şapka taktı.

glove /ˈɡɫəv/ isim

eldiven

Her bir parmak için ayrı bölmesi olan el kıyafeti.

"He put on a glove to touch the hot pan."Sıcak tavaya dokunmak için eldivenini giydi.

scarf /ˈskɑɹf/ isim

atkı

Genellikle boyun ya da baş etrafına sarılan, kare, dikdörtgen ya da üçgen biçiminde olabilen bir kumaş parçası.

"She wore a warm wool scarf."Sıcak tutan bir yün atkı taktı.

bracelet /ˈbreɪslɪt/ isim

bilezik

bilek veya kola takılan süs eşyası

"She wore a gold bracelet."Altın bir bilezik takıyordu.

earring /ˈɪrɪŋ/ isim

küpe

kulağa takılan takı

"She lost one earring."Bir küpesini kaybetti.

necklace /ˈnɛkləs/ isim

kolye

boyna takılan, zincir, boncuk dizisi vb. oluşan bir takı parçası

"She bought a pearl necklace."Bir inci kolye aldı.

jewelry /ˈdʒuːəlri/ isim

mücevher

genellikle altın ve gümüş gibi değerli metallerden yapılan ve süs olarak takılan kolye, bileklik, yüzük vb. eşyalar

"The jewelry was locked safely."Mücevherler güvenli bir yerde kilitliydi.

man /mæn/ isim

adam

erkek yetişkin bir insan

"A tall man walked into the room and smiled."Odaya uzun boylu bir adam gülümseyerek girdi.

blue /bluː/ sıfat

mavi

okyanusun veya gündüz vaktindeki berrak gökyüzünün rengine sahip

"The sky is blue."Gökyüzü mavidir.

apron /ˈeɪprən/ isim

önlük

beline bağlanan, çalışırken vücudun ön kısmını lekelere, kirlenmelere vb. karşı koruyan bir giysi parçası

"The apron is dirty."Önlük kirli.

yellow /ˈjɛloʊ/ sıfat

sarı

limonun veya güneşin rengine sahip

"The sun is yellow."Güneş sarıdır.

green /ɡriːn/ sıfat

yeşil

taze çimenin veya çoğu bitki yaprağının rengine sahip

"The grass is green."Çim yeşildir.

white /waɪt/ sıfat

beyaz

en açık renge sahip, kar gibi

"The snow is white."Kar beyazdır.

cap /kæp/ isim

kep

siperi olan, yumuşak ve düşük tipli bir şapka; genellikle erkekler ve erkek çocuklar tarafından giyilir

"He tipped his cap and smiled."Kepini öne eğdi ve gülümsedi.

coat /koʊt/ isim

palto

Uzun kollu, dışarıda ve diğer giysilerin üzerine giyilen, sıcak veya kuru kalmak için kullanılan giysi.

"Put on your coat."Paltonu giy.

jacket /ˈdʒækɪt/ isim

ceket

Bedenin üst kısmında giyilen, genellikle kollu ve ön tarafında kapanma bölmesi olan kısa giysi.

"Wear your jacket."Ceketi sandalyede.

suit /suːt/ isim

takım elbise

Aynı kumaştan yapılmış, birlikte giyilmesi gereken ceket ile pantolon veya etekten oluşan giysi.

"He wore a black suit."Siyah bir takım elbise giydi.

jumper /ˈdʒəmpɝ/ isim

kazak

Kolları ve yakası olmayan, diğer giysilerin üzerine giyilen elbise tipi üst

"She wears a warm jumper on the cold day."Soğuk günde sıcak bir kazak giyer.

top /tɑp/ isim

üst

Vücudun üst kısmını örtmek için giyilen kıyafet parçası.

"She wore a blue top."Üst mavidir.

trainer /ˈtɹeɪnɝ/ isim

spor ayakkabı (trainer)

kumaş ya da sentetik üst kısmı ve kauçuk tabanı olan, hem günlük kullanım hem de egzersiz için tercih edilen ayakkabı

"These are trainers."Yeni spor ayakkabılar alıyor.

accessory /ækˈsɛsɚi/ , /əkˈsɛsɚi/ isim

aksesuar

çanta, şapka, takı gibi, bir kıyafeti daha güzel ve çekici hâle getirmek için giyilen veya taşınan eşya

"The accessory completes the outfit."Aksesuar kıyafeti tamamlıyor.

belt /bɛlt/ isim

kemer

Genellikle belin etrafına giysileri yerinde tutmak veya kıyafeti süslemek amacıyla giyilen uzun ve dar bir aksesuar.

"His belt is brown."Kemerinin rengi kahverengi.

tie /taɪ/ isim

kravat

Özellikle erkeklerin yakasının etrafına bağladığı, uzun ve dar kumaş parçası.

"He wears a tie to work every day."Her gün işe kravat giyer.

ring /rɪŋ/ isim

yüzük

parmağımızda taktığımız, genellikle altın, gümüş gibi metallerden yapılan küçük, yuvarlak bant; sık sık değerli taşlarla süslenir

"He wore a wedding ring."Bir evlilik yüzüğü takıyordu.

pajamas /pəˈdʒɑːməz/ isim

pijama

Yatarken giyilen bol bir üst ve alt kıyafet seti.

"He put on his pajamas."Pijamasını giydi.

Bu listedeki 46 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

New English File Orta Altı Kelime Listesi — Konular